DOLAR 8,4059
EURO 10,0156
ALTIN 489,84
BIST 1.409
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 30°C
Parçalı Bulutlu
Giresun
30°C
Parçalı Bulutlu
Per 30°C
Cum 31°C
Cts 32°C
Paz 29°C

HALKIM AÇ İKEN YİYEMEM

20.07.2021
138
A+
A-

TAKKECİ İBRAHİM AĞA CAMİİ                                                                             

Topkapı dışında eskiden de mahalleler vardı . Bu mahalleler den birisinde  Takkeci  İbrahim ağa isminde  ihtiyar bir zat yaşar ve geçimini takkecilikle temin etmeye çalışırdı . Bu fakirin en büyük arzusu ölmeden evvel mahallesine bir cami yaptırmaktı . Ama  imkan nerede ? Bütün fakirliğine rağmen asla ümidini yitirmez :                                                                                                                   — Ümit yok ama , bilinmez , ihtimaldir padişahım , belki derya tutuşa ..derdi . İbrahim ağanın bu sözü bütün mahallenin dilinde dolaşır ve herkes kendisi ile neredeyse  alay ederdi:

— İlahi İbrahim ağa hiç derya tutuşurmu ? derler de başka bir şey söylemezlerdi.

İbrahim ağa bir gün rüyasında ak sakallı bir piri faninin kendisine doğru yaklaştığını ve yanına oturduğunu heyecanla takip etti . Pir şöyle söze başladı :

— Selamün aleyküm , İbrahim ağa . Derya tutuşabilir , ümidini kesme , hele  Bağdat’a kadar bir uzan , havalan bakalım .

— Orada bir asma dalında kısmetin olan iki üzüm tanesi var. Onları dalından  koparıp bir ye.. İşte asmada bu .. Ondan sonra da Allah ne gösterir bakalım. “

İbrahim ağa bu rüya ile gecenin yarısında yol hazırlığına başladı. Sabah namazını  kıldığı gibi Bağdat yoluna düştü . Develer üstünde haftalarca gittikten sonra Bağdat’ı  buldu .  Geceyi geçirmek için vardığı hanın kapısı önünde beklerken gördüğü rüyadaki dekor içinde olduğunu farketti . İşte asmakarşısında duruyordu . Rüyasındaki asmanın aynı  idi . Salkım namına bir şey yoktu ama , o iki üzüm tanesi , buğulu bir çift göz gibi kendisine bakıyordu . “Bismillah“  diyerek ağzına attı .

Hanın önündeki yerine daha mesut bir şekilde oturdu. Tam bu sırada yanına yaklaşan bir Bağdatlı geliş sebebinin ne olduğunu sordu. İbrahim ağa rüyasını anlatınca:

—  Çok saf adammışsın be, dedi. İnsan iki tek üzüm için İstanbul’dan kalkıp Bağdat’a gelir mi ? Geçen sene bana rüyamda:                                                                                                                                             

— İstanbul’a git, Topkapı dışındaki mahallede Takkeci İbrahim ağanın evine misafir ol . Kömürlüğünde bir küp altın var, onu çıkar dediler de  yine gitmedim .        İbrahim ağanın deryası tutuşmak üzere idi. Dinlenmeden İstanbul yolunu tuttu . Evine gelince başından geçenleri hanımına anlattı ve  Bağdatlının haber verdiği küpü  buldular . O altınlarla hayalindeki camiyi yaptırdı ki, İbrahim ağa  Camii, Topkapı dışında  bugün hala Müslümanların hizmetindedir .

***

HALK AÇ İKEN                                                                                                              

Bir kıtlık senesinde Hazreti Ömer’in karısı , kocası için 60 dirheme yağlı bir piliç almıştı . Hazreti Ömer’e getirildiğinde :

—  Bu nedir ?  ve nereden gelmiştir ?  diye sordu . Karısı cevap verdi  :

— Bu benim öz malımdan bedeli verilerek alınmıştır . Senin malından bunun içinde  bir şey yoktur . Hazreti Ömer  :

Halk böyle aç iken ve bunun gibi herkes tavuk eti yemek imkanını bulamadıkça ben bunu yemem .

***

ALLAH’I TESBİH EDEN ÇİÇEKLER                                                                                 

Aziz Mahmud Hüdai Hazretleri , bir gün arkadaşlarıyla kırlara gezmeye çıkar . Bütün talebeler ,  Hocalarına sunmak üzere birer demet çiçek toplarlar . Aziz Mahmut Hüdai  ise elinde sapı kırık tek bir çiçekle Üftade’nin huzuruna gelir . Üftade  :

— Oğlum , bütün arkadaşlarının demet demet çiçek getirdiler . Siz bize sadece sapı  kırık bir çiçeğimi layık gördünüz ? diye sorar . Aziz Mahmud Hüdai şöyle cevap verir  :

Efendim ne takdim eylesem azdır . Fakat hangi çiçeği koparmak istedimse  , Allah’ı zikr ve teşbih ettiğini işiterek elimi çekmeye mecbur oldum . Ancak bu çiçek sapı kırıldığı için zikredemiyordu .  Ben de alıp size onu getirdim .

***

AY’IN SECDE SESİ                                                                                                        

Hazreti Abbas , Peygamber Efendimize  :

— Sen beni beşikte iken İslam’a çağırsaydın kabul ederdim . Çünkü o zaman hep ay  ile konuşurdun . Parmağınla hangi tarafa işaret etsen ay o tarafa eğilirdi . dedi .Peygamber  Efendimiz de  :

— Ben ay ile , o da benimle konuşurduk . Beni ağlamaktan men ederdi . Ve ayın  arş altında secdeye varırken kamil çıkan sesini işitirdim .

***

İPSİZ – SAPSIZ                                                                                                               

Eskiden Anadolu nun muhtelif yerlerinden talihini denemek için İstanbul’a gelen  bir taşralı , parası yoksa hamallıkla işe başlardı .                                                         

Fakat hamal olmak için bir ip sahibi olmak gerekirdi . Bazıları ipe de sahip  olamadıklarından bunlara “ İPSİZ “  diye hitap edilirdi .

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.