DOLAR 9,2456
EURO 10,7960
ALTIN 531,04
BIST 1.433
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 18°C
Parçalı Bulutlu
Giresun
18°C
Parçalı Bulutlu
Cum 21°C
Cts 21°C
Paz 20°C
Pts 15°C

MAKAMIN VERDİĞİ MES’ULİYET

06.09.2021
189
A+
A-

MAKAMIN VERDİĞİ  MES’ULİYET  

İnsanlarda , belli makam ve mevkîlere karşı aşırı bir istek ve arzu vardır . Bu aşarı isteğin bir sebebi de o makamın temin edeceği menfaat ve şöhret olsa gerektir. Halbûki bir makamın menfaati ve şöhreti ne kadar büyürse, mes’ûliyeti  ve  vebâli de o  nisbette büyür

Ne var ki, günümüzde mes’elenin  sâdece menfaat tarafı, şan ve şöhret ciheti düşünülüyor ; getireceği  mes’ûliyet ve mükellefiyet ise pek akla getirilmiyor . Bu yüzden de, buralara sâhip olmak için ifrat derecede mücâdeleler veriliyor.

İslâm tarihinde mes’ûliyet hissine ve şuuruna sahip kimseleri çokça görmekteyiz Onlar belli makam ve mevkilerden çekinmişler, hatta teklifleri fazla istekli karşılamamış, zaman zaman da reddetmişlerdir .

Halîfe Hârun Reşid hac esnasında  Safâ ile Merve arasında iken , mâneviyât  büyüklerinden  Abdullah  ibni Mübârek  hazretleri ile karşılaşır ve ona :

— Bana nasîhat et ki , bulunduğum makamın vebâlinden  kurtuyup  mes’ûliyet  ve mükellefiyetini  edâ etmiş olayım. Geceleri gözüme uyku girmiyor, rahat edemiyorum, der. Abdullah ibni Mübârek hak verir, halîfenin bu hâline ve şöyle der:

—- Ey Emîrul’mü’minîn, şu hacıları görüyor musun ? Göz yaşı döküp ağlaşıyorlar . bunların hepsi kendi nefislerinin hesabını vermekten korktukları için ağlaşıyorlar . Sen ise emrin altındaki insanların hepsinin mes’ûliyini yüklenmiş haldesin . Öyle ise sen düşün, ne kadar göz yaşı döküp ağlaman gerektiğini…                     Evet, yüksek makam ve mevkîler hep öyledir. Oraya çıkanlar, aslında çok düşünmeli; derin değerlendirmeler yapmalılar… Çünkü temsîl ettikleri insanların, kendi ihmâlleri yüzünden, yanlışlarına ortak olur, vebâline mâruz kalabilirler.

***

DUADAN GERİ DURMAMAK                                                                                 

Süfyan Bin Uyeyne Hazretleri der ki:

— Kişinin kusurları, onu dua etmekten alıkoymasın. Çünkü Hz Allah mahlukatının  en kötüsü İblisin (Şeytanın) bile:

— Ya Rabbi bana kıyamet gününe kadar mühlet ver, diye yaptığı duasını kabul etti

****

TEBLİĞDE  ÖLÇÜ                                                                                                                     

Abdülaziz  Bekkine  Hazretleri:

— İslamı  tebliğde  nelere  dikkat  etmeliyiz?  diye  sorulunca , buyurdu ki:

— İnsanlara  giriş  yolu  gönül  yoludur.  Sevmeyen  , insanlara  kendini  sevdirmeyen bir  kimse  onlara  bir  şey  anlatamaz. O  halde  sizin  Birinci  vazifeniz, kendinizi  sevdirmenizdir .

İkinci  vazifeniz de, halinizle , davranışlarınızla  örnek  olmanızdır . Yani , her  halükarda  insanlara  numune  olunuz . İslam  yaşanan  bir  nizamdır. Yaşarken  konuşulur. Bu  nasihata  uyulmazsa, ufukta  ışık  görünmez .

***

SULTAN  ABDÜLHAMİD  HAN’IN  CEVABI                                                                     

Sultan  Reşat’ın  padişahlığı  sırasında  Çanakkale  muharebeleri  bütün  şiddetiyle  devam  ediyordu . Bir  ara  Padişahın  ve  devlet  merkezinin  Konya ‘ya  nakline  karar  verildi. Enver  Paşa  kararı  bildirmek  ve  Sultan  Abdülhamid’in ‘de  hazırlanmasını  söylemek  için  Beylerbeyi  sarayına  gitti .

Enver  Paşayı  dinleyen  sabık  Sultan:

— Cedim Fatih  İstanbul’u  fethederken , Bizans  kralı  Konstantin, elinde  kılıç  mücadele  ederken  ölmüştü . Biz  onun  kadar da mı  cesur  değiliz? Ben  hükümdarlığımda, Çanakkale  boğazına  yeni  tabyalar  yaptırıp, toplar  yerleştirdim. Düşman  buradan  geçemez. Ben  buradan  bir  yere  ayrılmam, düşman  buraya  gelirse  savaşırım .Biraderim  Sultan Mehmet Reşat‘a söyleyin o da  aynı  şeyi yapsın.  dedi.

Enver  Paşa , mahcup  oldu , kızardı , bozardı hiç  bir  şey  söylemeden  ordan  ayrıldı . Ve  devlet  merkezini  Konya ‘ya  nakletme  işinden  vazgeçildi .

***

ÇAYI  GÖRMEDEN  PAÇAYI  SIVAMA                                                                  

Serap  nedir  hiç  görmemiş  bir  delikanlı, obası  halkı  ile  kervana  katılmış. Konya  ovasından  giderlerken  , çöldeki  gibi  serap  başlamış . Karşıda  ırmaklar, göller, ağaçlar  görmüş.

Delikanlı  bu  gördüklerini  sahici  sanarak, suda  ıslanmasın  diye  paçalarını  sıvamaya  başlamış. Onu  görenlerden  biri:

Oğlum, o  gördüklerin  seraptır.  Çaya  varmadan  paçaları  sıvama.  demiş.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.