DOLAR 9,2652
EURO 10,7372
ALTIN 525,33
BIST 1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 16°C
Kuvvetli Sağanak
Giresun
16°C
Kuvvetli Sağanak
Sal 15°C
Çar 14°C
Per 17°C
Cum 21°C

YÖREMİZDE YAYLACILIĞA DAİR BİRKAÇ NOT

12.07.2021
21
A+
A-

 

“Bir ekmeğin varsa yarısını yaylada ye!”

Yöremizde çağlardır söylenegelmiş bu söz, Türk insanının belleğinde, yaylanın ve yaylacılığın ne kadar önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. Hayatında son yarım asır yaylacılık olmayanın bile belleğinde yayla kültüründen derin izler bulabilmek mümkündür. Bu izlerin de binlerce yıllık geleneğin aktarılmasında payı büyüktür.

Yaylaya ilk kez çıkan kimseye, çayırda yatıp yuvarlanması söylenir. Bu uygulama oldukça eskidir, kökü derinlerde olan bir inanışa bağlıdır ve doksanlı yıllara dek sürdürülmüştür. İnsan ile doğa arasında uyum sağlamaya yönelik bir uygulamadır. Aksi takdirde yaylaya yeni çıkan kişiyi yayla havasının “çarpacağına”, hasta edeceğine inanılır. Doksanlarda özellikle yaylaya çıkacak çocuklara varır varmaz çayırda yuvarlanması tembihlenirdi.

Yörede sıkça kullanılan “pür” sözcüğü, Anadolu’nun bazı yerlerinde olduğu gibi “kısa boylu çam ağacı veya çam ağaçlarının ince dalları”nı tanımlamak için kullanılır. TDK derleme sözlüğünde “pür” sözcüğü, Anadolu’nun çeşitli yörelerinde benzer ve bazı farklı anlamlarının yanı sıra, yöremiz ağzında “Çam, ardıç, ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları” şeklinde kaydedilmiştir (Şebinkarahisar, Piraziz, Nefsiköseli-Görele –Giresun).

Çam ağaçlarının dallarında biten salkım şeklindeki, yeşil renkli ve tozlu yosunlara da “püs” denilmektedir. TDK derleme sözlüğünde “püs” sözcüğü, “Erkek çiçeklerdeki üremeyi sağlayan toz” (Karadere-Görele) karşılığı ile aktarılmıştır.

Bir parantez açacak olursak; şekil olarak “püs”e benzeyen bir mantar türüne de yörede “püsürce” denilmiştir. “Pür” ve “püs” yöre insanının yaylacılık kültüründe önemli bir yer tutmuştur. “Püs”ü çobanlar ateş yakmakta kullanmışlardır; “pür”ü ise yatak olarak…

“Pür” sözcüğü, yörede yer adlarına da yansımıştır: Espiye’ye bağlı merkezî bir yayla olan Karaovacık yakınlarında “Kısapür” adlı bir oba bulunmaktadır.

1960’lara kadar yöre yaylacıları, yük hayvanlarına temel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde köyden malzemelerini yükler, yola çıkarlardı. Hafif eşyaların zaman zaman ineklerin sırtına sarılarak yola çıkıldığı da aktarılan bilgiler arasındadır. Yaylaya çıkar çıkmaz insanlar “pür kesme” işine başlıyorlardı. “Pür” dedikleri ince, narin çam dallarını kesip, eve getiriyorlar, tersini çevirip yumuşak kısmı üst tarafa gelecek şekilde yere, toprağın üstüne seriyorlardı. Çam dallarının üzerine uzunca bir kumaş sererek yatak yerine onu kullanıyorlardı.

Yataklar ayrı ayrı değildi, kalabalık bir aile çam dallarından hazırlanan bu geniş alanda geceyi geçiriyordu. Bu anıları anlatanlar, çam kokusu içinde uyuduklarını özlemle ifade etmektedirler. Çam kokusu, koyun kokusu, topuk otu, ata mirası olan yaylacılığa özlemi ifade etmek için sıkça kullanılmaktadır (Mustafa Çakır (Eynesil-Çorapçılar) ile yapılan görüşme, 24.02.2021).

Eski dönemlerde yük hayvanları ile günlerce süren yayla yolculuğunda her şeyi cenikten (kışlaktan/köyden) götürebilme olanağı yoktu. Ulaşım uzun süreliydi ve yollar dik yamaçlardan, aşılması zor dağların sırtlarından, dereler, tepeler üzerinden sağlanıyordu. Maddi olanaklar kısıtlıydı. At sahibi olmak ve at sırtında yolculuk yapabilmek lükstü. Atlar, yolcudan ziyade yolluğu, ağır yükleri taşıyordu. Yaylaya çıkıldığında yol yorgunu olan yük hayvanları veya besi hayvanı olup yük taşımak durumunda kalan büyükbaş hayvanların altına da onları dinlendirmek için “pür” dedikleri çam dalları serilirdi. Varı yoğu, ana meşgalesi hayvancılık olan, yaylacılığa bağlı hayvancılığı özümsemiş olan yöre insanı, kendileri için sağladıkları dinlenme olanağını hayvanlarına da sağlıyorlardı.

Şimdi başa dönerek bitirelim: “Bir ekmeğin varsa yarısını yaylada ye!” diyen yöre insanımızın yayladan dönerken, “yayladan geldiğimiz belli olsun; yolda gören, tanıyan tanımayan herkes bunu anlasın” düşüncesiyle arabasının önüne ardına çam dalları takması, insanımız için yayla kültürünün birkaç sözle ifade edilemeyecek kadar geniş bir anlam taşıdığını gösteriyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.