SÜPER LİG’DEN KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ?
“Süper Lig”, 21 Şubat 1959 yılında “Milli Lig” adıyla kurulmuş, daha sonra adı
“Türkiye 1.Futbol Ligi” olmuştur.
Bu lige İstanbul, Ankara ve İzmir takımları katılmakta idi.
Daha sonra bazı düzenlemelerle bu üç büyük şehrin dışına çıkılarak, Füze Selamili,
Kartal Yaşarlı Adana Demirspor da Milli Lig kervanına katıldı.
Milli Lig’den düşen takımlar, 1963 yılında 2.Lig (Bugünkü 1.Lig’in o zamanki adı)
kuruluncaya kadar, kendi mahalli liglerinde (İstanbul Mahalli Ligi, Ankara Mahalli Ligi, İzmir Mahalli Ligi) mücadeleye devam ediyorlardı.
Amacım, sizlere uzun uzun liglerimizin tarihini anlatmak değil…
Kimi adı sanı unutulmuş, kimi çeşitli liglerde yaşam mücadelesi veren, o zamanki
“Milli Lig”de mücadele eden bazı kulüplerimizin adlarını benim yaşımda olan dostlarımıza hatırlatmak, bizden sonraki kuşaklara da tanıtmak.
Başlayalım öyleyse…
İSTANBUL: Beykoz, Vefa, Feriköy, Sarıyer, Zeytinburnuspor, Adalet,
İstanbulspor, Beyoğluspor, Bakırköyspor, Yeşidirek.
ANKARA: Hacettepe, Şekerhilal (Şekerspor), Ankara Demirspor, PTT, Petrol
Ofisi.
İZMİR: İzmirspor, Altınordu, Altay, Karşıyaka.
Benim hatırıma gelenler, şimdilik bunlar.
O zamanlar bir takım cumartesi ve pazar iki gün üst üste maç yapardı.
Örneğin:
Stat: Mithatpaşa (İnönü)
Cumartesi:
13.00 Galatasaray-Hacettepe
15.00 Fenerbahçe-Şekerhilal
Pazar:
13.00 Fenerbahçe-Hacettepe
15.00 Galatasaray-Şekerhilal.
Nereden nereye…
Ne demiş şair:
“Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer!”
***
HER DEVRİN TÜRKÜ YAKICISI İSMAİL TÜRÜT
Hani derler ya;
“Hafızai beşer nisyan ile malüldür!”
Aynen öyle.
Her şeyi çok çabuk unutuyoruz.
Allah’dan “Gugul Hazretleri” var da…
Geçmişin aklarını, karalarını bir bir hatırlatıyor.
Konumuz, her devir bir ya da birkaç kişiye türkü yakan yöre türkücüsü (Rize) İsmail
Türüt!
Gugul’a bakarsanız, kimlere türkü yakmamış ki?
İlginçtir ki…
Türkü yaktıklarından bir kısmı bir süre sonra yurt dışına tüymüş biri de rezil-i rüsva
olduktan sonra 100 yaşında öteye göçmüş.
Şimdi sizleri Gugul Hazretleri ile baş başa bırakıyorum!
Gugul’a göre İsmail Türüt, son günlerin popüler mafya babası Sedat Peker için de
türkü yakmış.
Hiç de şaşırmadım.
Yukarıda bahsettiğim üzere O, rüzgarın yönüne göre saf değiştiren sıradan bir yöre
(Rize) türkücüsüdür.
Kronolojik sıra takip ettikten sonra tekrar oraya geleceğim.
Dilerseniz “Netekim Paşa”yla başlayalım.
Vakti zamanında 12 Eylül 1980 darbesinin lideri Kenan Evren için türkü yakmış.
Sonunda ne oldu?
Evren Paşa, 30 yıl sonra yattığı yerden yargılandı, sürüne sürüne öldü.
Bir de Fetullah haini için türkü yakmasaymış, eksik kalırmış.
Gugul Hazretleri onu da hatırlatıyor!
O da, Pensilvanya’ya tüyerek zehrini oradan akıtmaya devam ediyor.
Fi tarihinde azılı Atatürk düşmanı eski Refah Partisi Rize Milletvekili ve Rize Belediye Başkanı Şevki Yılmaz için, “İslamin Mareşali” diye bir türkü yaktığı ise
belleklerde tazeliğini koruyor.
Sonunda “mareşalimiz” (!) de yurt dışına tüydü!
Peşinden, 1997 yılında mafya babası Sedat Peker için de, “Reis” adlı bir türkü
patlatmış.
Uğurlarına “oluk oluk kan akıtacağı” AKP’nin muktedirleriyle “Öküz ölüp ortaklığı
bozulunca”, iki yıl önce o da yurt dışına tüydü.
Şimdi, “otuz iki kısım tekmili birden” kirli çamaşırları ortaya dökmekle meşgul!
Hızını alamayan Türüt, daha sonra dümeni MHP’ye kırmış.
Bahçeli’nin başı kel değil ya, bir türkü de ona yakmış.
Aaaa…o da nesi?
Bahçeli, MHP derken, bir süre sonra AKP’den milletvekili adaylığı konuşulmaya
başlanmış.
Artık ne olmuşsa olmuş, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde Rize bağımsız
milletvekili adayı Mesut Yılmaz’ı destekleyerek bir türkü de ona yakmış!
Çok geçmeden tekrar AKP’nin sularında dolaşmaya başlamış.
Bir türkü de Binali için…
Dedim ya, rüzgar hangi yönden esiyorsa, dümeni oraya kırmak yaşam tarzı olmuş.
Yoksa başka türlü kurtarmaz!
Ne o, kafanız mı karıştı?
O zaman türkü yaktığı kişileri, Gugul Hazretleri’ni kaynak göstererek isim isim
sıralayalım da karışmasın:
Kenan Evren
Fetullah Gülen
Tuncay Mataracı
Murat Karayalçın
Şevki Yılmaz
Sedat Peker
Melih Gökçek
Mesut Yılmaz
Binali Yıldırım
Başka var mı, bilemeyeceğim ama…
Bana yakmadığı kesin!
Ben Gugul Hazretleri’nin yalancısıyım.
Yazdıklarımın içinde yalan varsa, günahı vebali Gugul’un boynuna.
***
AYASOFYA’DA İKİNCİ LANET OLAYI!
29 Mayıs 2021 tarihinde Ayasofya Camisi’nde cehennem zebanisi suratlı din bezirganı
emekli bir imamın Cumhurbaşkanı’nın huzurunda Atatürk’e lanet okuması, özellikle “Millet İttifakı”nı oluşturan muhalefet partileri başta olmak üzere kamuoyunu ayağa kaldırdı.
Aradan üç gün geçtikten sonra, bir tepki de, “Cumhur İttifakı”nın yılmaz savunucusu, Reis’in yiğit fedaisi “Balgat Ağası”ndan geldi.
Hem de öyle bir tepki ki…
Lafla, İmam’ı doğduğuna pişman etti.
“Söyleyene” kolay, onu biz de yaptık.
“Söyletene”de bir-iki çift kelam et ki, adam sansınlar!
Sonuç olarak…
29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmed Han da
bizimdir…
7 Ekim 1923 tarihinde düşman çizmesi altından kurtaran “İkinci Fatih” Gazi Mustafa
Kemal Atatürk de bizimdir!
İstanbul’u fetheden Fatih’i överken…
“İstanbul’un İkinci Fatihi” Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e her kim ki lanet okuyor,
hakaret ediyor ise…
Cümle alem bilsin ki…
Nankördür, soysuzdur, alçaktır, şerefsizdir!..
***
“YANARIM, YANARIM…”
Bir tarafta “Yanarım, yanarım” şarkısı eşliğinde vur patlasın, çal oynasın maskesiz,
mesafesiz kimseyi sallamadan göbek atan şımarık AKP’liler…
Öte yanda, gözyaşlarına, yalvarmalarına aldırmadan kağıt toplayıcısı bir garibana ceza
kesen güvenlik güçleri!
“Yanarım, yanarım…” diye tepinenlere gıkınız çıkmasın…
Vurun gariban kağıt toplayıcısına!
Güçlüyü kollayan, güçsüzü ağlatan adaletiniz batsın, e mi!
Türkünün devamını da öteki dünyada söylersiniz, inşallah!
***
%7 BÜYÜMÜŞÜZ!
TUİK‘e göre %7 büyümüşüz!
Ohaa…Çüşşş…
Ektiğim hıyarların fidesi bile daha 7 santime ulaşmadı, bu ne hız!
***
AKP’li AMA KİM?
CHP‘nin, “10 bin dolar alan milletvekili kim?” sorusuna, TBMM Başkanı Mustafa
Şentop, sinirlenerek hakaretle cevap vermiş.
E, bu duruma göre…
AKP’li olduğu konusunda şüphemiz kalmadı.
Ama kim?
***
REİS VE MADALYALI SPORCULAR
Reyiz, uluslararası yarışmalarda dereceye giren gençlerimizi kabulünde sporculara;
“Madalyaları çaldırmayın ha!” diyor.
Sonra da, Gençlik ve Spor Bakanı’na dönerek;
“Bunlara birer tane kasa hediye et” talimatı veriyor.
Reyiz haklı!
Memlekette hiçbir şey güvende değil.
Kaldı ki, hırsızlar kasayı bile götürüyorlar.
Ayakkabı kutusu bence daha güvenli olurdu ama neyse…
Bu da hiç yoktan iyidir!
***
ALLAH MI SÖYLETİYOR NE?
Ödüllü sporculara onca konuşacak laf varken, sen pat diye, “Madalyaları çaldırmayın ha!”deyiver.
E, ülkemizde hırsızlık olayları aldı başını gidiyor, devir çok kötü; Allah mı söyletiyor, ne?!
***
REYİZ DİYO Kİ:
“Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda madalyasını çaldırmayanını severim!”
***
SORMAK AYIP!
“Reyiz, 128 milyar dolar nerede?” sorusundan iyice bunalmış olmalı ki…
Son cevabını patlatmış:
“Merkez Bankasının parasının nereye gittiği sorulur mu?”
Yerden göğe kadar haklı!
Hadi Neşet Baba’yı bir kez daha rahmetle analım:
“Tatlı dile, güler yüze,
Doyulur mu doyulur mu?
Yüz yirmi sekiz milyar dolar,
Nerede diye sorulur mu, sorulur mu?”
***
BEN DE KOMÜNİSTİM!
Gazetecilerin bir sorusu üzerine RTE, “Ben ekonomistim” demiş.
O ne kadar ekonomistse…
Ben de o kadar komünistim!
***
VİYANA ŞİMDİ BOKU YEDİ!
Bir AKP belediyesinin gösteri yapması için yurtdışına gönderdiği “Mehter takımı” da
kaybolmuş!
“Allah’ın hakkı üçtür” derler.
Reyiz adına, 3.Viyana Kuşatması’na gitmişlerdir!
Viyana şimdi boku yedi!
