ATTİLA AŞUT
Önemli bir şair, yazar ve gazetecidir, Attila Aşut. 1939 Trabzon doğumludur. Benim doğduğum yıl Trabzon’da çıkan “Hâkimiyet” gazetesinde başlamış gazeteciliğe. O gün bu gün bu kimliğini özenle, özveriyle sürdürüyor. Birgün gazetesinde her pazartesi dil ile ilgili yazılar kaleme alıyor. Türkçemizin doğru, etkili kullanımı ile ilgili kaleme aldığı uyarıcı, yol gösterici yazılarını ilgiyle okuyorum. Yazılarında okuyucularının görüş ve önerilerini de yer veriyor. Türkçe sevgisi ile yazılmış aydınlatıcı yazılar. Şu an yayınına ara veren “Kıyı” dergisinde yazılar yazıyorduk. Tanışıklığımız böyle başladı. Sağ olsun. Elinde olan kitaplarını adıma imzalayarak bana gönderme inceliğini gösterdi. Ben de kendisine çıkan kitaplarımı imzalayarak gönderdim. Aşut’un adıma imzalayarak bana gönderdiği iki kitabı kitaplığımda yer alıyor: Acının Külrengi (şiir), Günlerin Kıyısından (Trabzon Yazıları). “Acının Külrengi” kırk yıllık şiir birikiminin toplandığı kitap. Yer yer duygusal, yer yer direnç, başkaldırı şiirleri… Bekle Beni Bir Akşam Alacasında adlı şiirinde, ozan, yüreğindeki özlemi döker dizelerre…
Irmaklar çoğalır gözlerimde
Soluğum eritir dağları
Sen kuşanıp sevgiyi
Düşünce yola.
Kara giysileri çıkar üstünden
Bak, beşinci mevsimi göveriyor yaşamın
Boynuna kızıl fularını dola.
Çıkıp geleceğim karanlık dehlizlerden
Kırarak bileklerimdeki zincirleri
Sen başını dik tut sevgilim
Sabrın gülünü sula.
Dayanılmaz değildir hiçbir ayrılık
Yeter ki tutsak alınmasın yürekler
Geliriz üstesinden bu acının da.
Buruk bir özlemle değil
Gülen bir yürekle bekle beni
Geleceğim
Bir akşam alacasında
Birkaç gün önce telefonla beni aradı, Attila hocam. Dil üzerine uzun bir görüşme oldu. Benden bazı istekleri oldu. Kaleme aldım ve gönderdim. Bu gönderiyi okuyucularla da paylaşmak istedim.
Sayın Hocam,
“Ah Şu Osmanlıca Söz Kalıpları” başlıklı yazınızda yer alan ‘ikircimli’ sözcüğü yöremizde ‘ikircikli’ olarak kullanılıyor. Kararsız kalma, tereddüt etme, kuşkuya düşme anlamına gelen bu sözcüğün en güzel karşılığı ‘ikilemde kalmak’. Bu sözcük, halk dilinde sıkça kullanılan ‘iki arada bir derede kalmak’ deyimi ile örtüşür.
Sözcüğün açılımı şöyledir:
İki – şer- cik- li
İki: ad ( sayı) kökü / -şer: addan ad yapma eki / -cik: addan ad yapma ek / -li: addan ad yapma eki.
-ar /- er// -şar şer/- ekleri sayılara getirilen üleşme ekleridir. Bu sözcük, dil mantığına göre bu yolla türetilmiştir. Sözcükteki -şer- ekinin önce “ş” sesi düşmüş sonra da Türkçede iki ünlü ses bir arada olamayacağından “e” sesi düşmüştür. Diğer söyleniş şeklindeki -cim- ekinin k sesinin m sesine dönüşmesi ile oluştuğunu düşünüyorum.
Bu sözcüğün bir karşılığı Arapçadan dilimize gelen tedirgin, kuruntu, endişe, vehim anlamlı işkil sözcüğünden -li- ekiyle türetilen işkilli sözcüğüdür.
Sorduğunuz diğer bir sözcük de belinlemek. Bu sözcüğün bir başka söylemi benildemek! Sözcük bizim yöremizde berinnemek ya da berinlemek olarak kullanılır. Üç farklı söylemi bulunan fakat anlamı aynı olan bu sözcüklerdeki söyleyiş farklılığını ağızdan (yöresel dil) kaynaklandığını düşünüyorum. Şöyle ki Trabzon, Rize ve Artvin’de “horon” sözcüğü kullanılırken Giresun ve Gümüşhane’de “horan” sözcüğü kullanılır. Kuşkusuz bu yöresel dilin (ağız) bir yansımasıdır.
Bu üç sözcük de irkilerek uykudan uyanmak anlamındadır. Bazen derin uykuda iken gördüğünüz rüyanın etkisiyle korku ile sıçrayarak uyandığımız olur. Sabah kalktığımızda dudağımızda uçuk (patlak) oluştuğunu görürüz. Berinnemenin bir yansıması da budur. Bazen uykuda iken kolumuzun yana düşmesi ile de berinneriz.
Sözcük Eski Türkçe döneminde ‘korkmak, irkilmek, ürkmek, korkudan titremek’ anlamlarında kullanılmış. Divan-ı Lügat-it Türk’te korku ile uykusundan sıçramak olarak tanımlanmış ve şu örnek verilmiş: Er belinledi! Tarama Sözlüğü’nde korku ile birden sıçramak, irkilmek olarak yer almış. Kaygusuz Abdal (14.yy) bir şiirinde belinlemek sözcüğüne yer verir:
Bu cihana neye geldün nice libas geye geldün
Âdemsin anla halüni belinleme hayalünden
Dil ile yoğrulmuş, yunmuş yıkanmış halk kültürü. Duygu ve düşüncelerini en yalın en etkili bir dille, rahat bir söylemle anlatmış. Atasözleri, deyimler, tekerlemeler, türküler, ninniler, maniler, koşmalar, öyküler; masallar… Her biri halkın yüreğinde mayalanmış, diline dolanmış… Halkı tanımak mı istiyorsunuz, bunlara bakın. Halkı anlamak mı istiyorsunuz, bunlarla başvurun. Halk dilindeki söyleyiş kolaylığı, incelik, kıvraklık, sıcaklık bu arı duru ürünlerde… Atasözlerimiz, ninnilerimiz, koşmalarımıza, türkülerimiz, masallarımız, öykülerimiz… Her birinde halkın sıcak yüreği, etkili dili…
