DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun °C
Giresun
°C
°C
°C
°C
°C

ATTİLA AŞUT

29.11.2021
170
A+
A-

Önemli bir şair, yazar ve gazetecidir, Attila Aşut.  1939 Trabzon doğumludur. Benim doğduğum yıl Trabzon’da çıkan “Hâkimiyet” gazetesinde başlamış gazeteciliğe. O gün bu gün bu kimliğini özenle, özveriyle sürdürüyor. Birgün gazetesinde her pazartesi dil ile ilgili yazılar kaleme alıyor.  Türkçemizin doğru, etkili kullanımı ile ilgili kaleme aldığı uyarıcı, yol gösterici yazılarını ilgiyle okuyorum. Yazılarında okuyucularının görüş ve önerilerini de yer veriyor. Türkçe sevgisi ile yazılmış aydınlatıcı yazılar. Şu an yayınına ara veren “Kıyı” dergisinde yazılar yazıyorduk. Tanışıklığımız böyle başladı. Sağ olsun. Elinde olan kitaplarını adıma imzalayarak bana gönderme inceliğini gösterdi. Ben de kendisine çıkan kitaplarımı imzalayarak gönderdim. Aşut’un adıma imzalayarak bana gönderdiği iki kitabı kitaplığımda yer alıyor: Acının Külrengi  (şiir), Günlerin Kıyısından (Trabzon Yazıları). “Acının Külrengi”  kırk yıllık şiir birikiminin toplandığı kitap. Yer yer duygusal, yer yer direnç, başkaldırı şiirleri… Bekle Beni Bir Akşam Alacasında adlı şiirinde, ozan, yüreğindeki özlemi döker dizelerre…

Irmaklar çoğalır gözlerimde

Soluğum eritir dağları

Sen kuşanıp sevgiyi

Düşünce yola.

 

Kara giysileri çıkar üstünden

Bak, beşinci mevsimi göveriyor yaşamın

Boynuna kızıl fularını dola.

 

Çıkıp geleceğim karanlık dehlizlerden

Kırarak bileklerimdeki zincirleri

Sen başını dik tut sevgilim

Sabrın gülünü sula.

 

Dayanılmaz değildir hiçbir ayrılık

Yeter ki tutsak alınmasın yürekler

Geliriz üstesinden bu acının da.

 

Buruk bir özlemle değil

Gülen bir yürekle bekle beni

Geleceğim

Bir akşam alacasında

Birkaç gün önce telefonla beni aradı, Attila hocam. Dil üzerine uzun bir görüşme oldu. Benden bazı istekleri oldu. Kaleme aldım ve gönderdim. Bu gönderiyi okuyucularla da paylaşmak istedim.

 Sayın Hocam,

“Ah Şu Osmanlıca Söz Kalıpları” başlıklı yazınızda yer alan  ‘ikircimli’ sözcüğü yöremizde ‘ikircikli’ olarak kullanılıyor. Kararsız kalma, tereddüt etme, kuşkuya düşme anlamına gelen bu sözcüğün en güzel karşılığı ‘ikilemde kalmak’.  Bu sözcük, halk dilinde sıkça kullanılan  ‘iki arada bir derede kalmak’  deyimi ile örtüşür.

Sözcüğün açılımı şöyledir:

İki – şer- cik- li

İki: ad ( sayı) kökü / -şer: addan ad yapma eki / -cik: addan ad yapma ek / -li: addan ad yapma eki.

-ar /- er// -şar şer/- ekleri sayılara getirilen üleşme ekleridir. Bu sözcük, dil mantığına göre bu yolla türetilmiştir. Sözcükteki -şer- ekinin önce “ş” sesi düşmüş sonra da Türkçede iki ünlü ses bir arada olamayacağından “e” sesi düşmüştür. Diğer söyleniş şeklindeki -cim- ekinin k sesinin m sesine dönüşmesi ile oluştuğunu düşünüyorum.

Bu sözcüğün bir karşılığı Arapçadan dilimize gelen tedirgin, kuruntu, endişe, vehim anlamlı işkil sözcüğünden -li- ekiyle türetilen işkilli sözcüğüdür.

Sorduğunuz diğer bir sözcük de belinlemek. Bu sözcüğün bir başka söylemi benildemek!  Sözcük bizim yöremizde berinnemek ya da berinlemek olarak kullanılır. Üç farklı söylemi bulunan fakat anlamı aynı olan bu sözcüklerdeki söyleyiş farklılığını ağızdan (yöresel dil) kaynaklandığını düşünüyorum.  Şöyle ki Trabzon, Rize ve Artvin’de “horon” sözcüğü kullanılırken Giresun ve Gümüşhane’de “horan” sözcüğü kullanılır. Kuşkusuz bu yöresel dilin (ağız) bir yansımasıdır.

Bu üç sözcük de irkilerek uykudan uyanmak anlamındadır. Bazen derin uykuda iken gördüğünüz rüyanın etkisiyle korku ile sıçrayarak uyandığımız olur. Sabah kalktığımızda dudağımızda uçuk (patlak) oluştuğunu görürüz. Berinnemenin bir yansıması da budur. Bazen uykuda iken kolumuzun yana düşmesi ile de berinneriz.

Sözcük Eski Türkçe döneminde ‘korkmak, irkilmek, ürkmek, korkudan titremek’ anlamlarında kullanılmış. Divan-ı Lügat-it Türk’te korku ile uykusundan sıçramak olarak tanımlanmış ve şu örnek verilmiş: Er belinledi! Tarama Sözlüğü’nde korku ile birden sıçramak, irkilmek olarak yer almış. Kaygusuz Abdal (14.yy) bir şiirinde belinlemek sözcüğüne yer verir:

Bu cihana neye geldün nice libas geye geldün

Âdemsin anla halüni belinleme hayalünden

 Dil ile yoğrulmuş, yunmuş yıkanmış halk kültürü. Duygu ve düşüncelerini en yalın en etkili bir dille, rahat bir söylemle anlatmış. Atasözleri, deyimler, tekerlemeler, türküler, ninniler, maniler, koşmalar, öyküler; masallar… Her biri halkın yüreğinde mayalanmış, diline dolanmış… Halkı tanımak mı istiyorsunuz, bunlara bakın. Halkı anlamak mı istiyorsunuz, bunlarla başvurun. Halk dilindeki söyleyiş kolaylığı, incelik, kıvraklık, sıcaklık bu arı duru ürünlerde…  Atasözlerimiz, ninnilerimiz, koşmalarımıza, türkülerimiz, masallarımız, öykülerimiz… Her birinde halkın sıcak yüreği, etkili dili…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.