BARIŞ GÜVERCİNİ UÇSUN DÜNYADA
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Barış güvercini uçsun dünyada
Yok olsun kötülük düşmanlık ölsün
Barış güvercini uçsun dünyada
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Ancak zalim olan kıyar insana
Barış aşkı yayılmalı cihana
Barış güvercini uçsun dünyada
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Son bulsun savaşlar kimse ölmesin
Nesimi der ki ey füze yapanlar
Acımasız, zalim, cana kıyanlar
Bırak ey yaşasın bütün insanlar
Barış güvercini uçsun dünyada
Dostluklar kurulsun insanlar gülsün
Elinde saz, dilinde söz; Nesimi Çimen “Dünya cennet olsun yaşasın insan / Gelin barışalım dökülmesin kan” diyerek çalıp çağırdı yıllarca… Yukarıdaki dörtlükler ozanın “Barış Güvercini Uçsun Dünyada” adlı türküsünden alınma. Ne var ki barış gönüllüsü bu güzel insan, Pir Sultan Abdal Şenliklerine katıldığı Sivas’ta, 2 Temmuz 1993’te yobazlarca ateşe verilen Madımak Oteli’nde yanarak can verdi. Yalnızca Nesimi Çimen değildi can veren bu kara günde. Aralarında Asım Bezirci, Metin Altıok, Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin gibi şair, yazar, düşünür, bağlamacı, bestekâr kişilerin bulunduğu otuz beş insan yanarak ya da dumandan boğularak can verdi.
Ömrümün çoğu geldi geçti, dünyanın kavgası, gürültüsü, gailesi bitmedi. Yirmi birinci yüzyılda şu güzelim dünya hâlâ durulmadı. Hâlâ savaş, hâlâ göz yazı, hâlâ zulüm, hâlâ ölüm! Yıl l967 idi. Gençlik yıllarımda İsrail Arap savaşlarını dinlerdim radyodan… Top sesleri, barut kokuları, işgal edilmiş Arap toprakları, Golan Tepeleri… Üzülürdüm. İçim sızlardı… Yıl 1973, yıl 2021… Yine İsrail Arap savaşları… Yine yıkılan binalar, feryat eden insanlar, ölen çocuklar… Yine kan, gözyaşı, zulüm, yine ölüm, ölüm, ölüm!
Yalnızca Ortadoğu’yla sınırlı olmadı çatışmalar, savaşlar. Yine yakın geçmişte, parçalanan Yugoslavya’da iç savaşlar… Sırp saldırıları… Bosna-Herek’in Srebrenitsa kasabasına (22 Kasım 2017) yapılan en büyük Sırp saldırısı ve korkunç katliam! Büyük insanlık suçu!..
Barışın iki simgesi var. Biri güvercin, diğeri zeytin dalı! Nesimi Çimen, güvercin simgesi üzerine kuruyor, türküsünü: Barış güvercini uçsun dünyada! Güvercin insana en yakın yumuşak, sevimli, cana yakın bir kuş. Bu kuşun dünyayı dolaşması, barışın dünyaya egemen olması anlamındadır. Sevgi, dostluk, barış… İçi dolu, anlamı derin sözcükler bunlar. Bu değerlerin egemen olduğu bir dünyada kin, nefret, korku; ateş, barut, savaş olmaz! Ömrü savaş meydanlarında geçen ulu önderimiz büyük Atatürk “Ulusun hayatı tehlikeye girmediçe savaş bir cinayettir!” der. Barıştan, sevgiden, dostluktan yana bir dünyanın özlemi içindedir, Çimen. Düşmanlıkların ölmesinden, kötülüklerin yok olmasından, dostlukların kurulmasından, insanların mutlu olmasından, gülmesinden yanadır. Sömürüye, çıkara, egemen olmaya dayalı nice savaşlar yaşandı, gezegenimizde… Nice canlar yitirildi; nice güzel duygular, düşünceler kara toprakta eridi…
Israrla barış düşüncesine vurgu yapıyor, Çimen. Zalim olanlar kıyar insana diyor; barış aşkı yayılmalı dünyaya… Barış, aşk duygusu ile yüceltiliyor, dizede. Aşk nasıl derin, güçlü, sarsılmaz bir duygu ise, nasıl sevgiye taçlanır ise barış da öyle olmalı… Sevginin, aşkın egemen olduğu bir dünyada savaştan söz etmek mümkün olmaz.
İnsanlık bilimsel çalışmalarda önemli aşamalar kat etti, son yüzyılda. Teknolojik, bilimsel, sosyal gelişmeler insanlığa hizmet eden, insanın işini kolaylaştıran, insanı daha mutlu ve huzurlu kılan birer ışık olduğu gibi insanlığın üzerine çöken kara bir bulut da oldu. Araba, uçak, tıbbi gelişmeler, bilgisayar, internet, uzay çalışmaları… insan yaşamına kolaylıklar getirdi. Füze, atom bombası, savaş uçakları, savaş gemileri, toplar, kimyasal silahlar… yaşamı zehir etti. Bunun en acısı, en korkuncu, hâlâ kirli izi yüreklerden silinmeyen 1945 yılında Amerikan’nın Japonyaya attığı iki atom bombası! Hiroşima ve Nagasaki’ye düşen bombalar, sayısız insanı yaktı kül etti; birçok insanı sakat bıraktı… Tam bir yıkım, tam bir felaketti bu insanlık adına. Nice kitaplar yazıldı, nice şiirler kaleme alındı, bu büyük felaketi anlatan. Bu derin acının, bu vahşetin izleri insanlığın beynine kazındı. Unutulmadı, unutulmayacak. Hiroşima’ya atılan atom bombasının öldürdüğü çocuklarının anısına Nazım Hikmet’in yazdığı “Kız Çocuğu” şiirini her okuduğumda içim parça parça olur; türküsünü her dinlediğimde tüylerim diken diken…
Kapıları çalan benim
Kapıları birer birer
Gözünüze görünemem
Göze görünmez ölüler.
Hiroşima’da öleli
Oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
Büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce,
Gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
Külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için
Hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
Kâğıt gibi yanan çocuk
Çalıyorum kapınızı,
Teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
Şeker de yiyebilsinler.
Bu dizeleri okuyan hangi yürek sızlamaz? Bu dizeleri dinleyen hangi kalp savaşa lanet okumaz? Saçları tutuşan, gözleri yanan kavrulan, bir avuç küle dönüşüp havaya savrulan masum çocukların ölmemesi, öldürülmemesi için savaşlar olmamalı… Bunun kavgasını veriyor Nesimi Çimen, bir anlamda… Füze yapanlara, acımasızlara, zalimlere, cana kıyanlara, başkasının toprağına göz dikenlere, saldırgan, sömürücü güçlere, “Bırak ey yaşasın bütün insanlar” diye haykırıyor. Bir isteği, dileği var bu gönül erinin, bu Anadolu ozanının: Barış güvercini uçsun dünyada!
Barıştan, dostluktan, sevgiden, aşktan yana olanların gücü, öyle inanıyorum ki yakın gelecekte savaştan, kandan, gözyaşından, kötülükten yana olanların gücünü kıracak. Dünya dostluk, sevgi, barış halesinde dönecek; insanlar huzurlu, mutlu, gelecekten umutlu güzel günler görecek.
Nesimi Çimen, gönlü, kalbi, beyni barıştan, sevgiden, dostluktan yana olan önemli bir halk ozanıdır. Bir barış elçisidir. Unutulmadı, unutulmayacak…
