DOLAR 32,2297
EURO 34,9626
ALTIN 2.425,68
BIST 10.707,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 20°C
Az Bulutlu
Giresun
20°C
Az Bulutlu
Cts 20°C
Paz 18°C
Pts 18°C
Sal 20°C

BÜYÜK YIKIM

13.02.2023
84
A+
A-

Bu hafta, köşemde yazı yazmak gelmiyor, içimden. Büyük bir felaket yaşıyoruz. Zor günler geçiriyoruz. Ülkem yaslı, ben yaslı! Çok çok üzgünüm. Büyük geçmiş olsun Türkiye’m. Başımız sağ olsun.
06 Şubat 2023 Pazartesi sabahı erken uyandım. Adıyaman- Pazarcık merkezli büyük bir depremle alt üst olduğunu öğrendim. Gözümü ayıramadığım televizyon ekranlarından depremin sabaha karşı 04.17 saatinde meydana geldiği ve 7,4 büyüklüğünde olduğu bilgisi paylaşılıyordu. Deprem yalnızca Kahramanmaraş’ı vurmamıştı. Tam on ilde büyük bir yıkım yaşanıyordu. Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa büyük bir felaketle karşı kaşıya gelmişti. Evler, apartmanlar, siteler, kamu binaları, hastaneler yerle bir… Daha sonra bu büyüklük 7,7 olarak düzeltildi. Ardından Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğünde bir deprem daha… Şanlı, gazi, kahraman illerimizde felaket ötesi büyük yıkımlar… Enkaz altından çıkarılan cesetler, enkaz altından kurtarılan insanlar insanlar….
Göz yaş dökmekte yetersiz… Yürek dayanmıyor yürek… Üzerinden beş gün geçen depremde yaşamını yitirenlerin sayılarını 17 Ağustos 1999 depremini çok çok aştı. Beş gün sonra ölen insan sayısı yirmi bini aştı; yaralananlar seksen bini… Henüz arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Depremin yerle bir ettiği binaların enkazından daha ne kadar insanın cansız bedeni çıkarılacak kimse kestiremiyor.
Yürek dayanmıyor kurtarılan insan görüntülerine… Bebekler, kız çocukları, erkek çocukları; kadınlar, erkekler… Masum, şaşkın bakışlar… Kolonu kesip seni kurtaracağız diyen kurtarma ekibine “Kolumu mu keseceksiniz?” diyen enkaz altındaki çocuğa hangi yürek dayanabilir? Ya o kız “Anne, anne” diyen küçük kız! Enkaz altından çıkarılan kız çocuğuna şişenin kapağı ile su veriyorlar, içmek istemiyor. Belli ki suyu ilaç sanıyor. “Doktor beni muayene etmedi ki…” diye başlıyor konuşmaya… Enkaz altında kurtarılmayı bekleyen bir kadın görüntüsü ekranlarda! Öyle ki kurtulma ümidini kaybetmiş. Yakınlarına sesleniyor: İki yüz elli lira borcum var, ödeyin…
Aslında hiç yazmamayı düşündüm. Köşemi kara bir sütun olarak bırakayım dedim. Kamil aradı. Yazı istedi. Yazmakla yazmamak arasında kaldım. Böyle ağır bir yıkım, ağır bir felaket karşısında yazı yazmıyorum; içimi döküyorum. Çok çok çok üzgünüm. Böyle büyük felaketler yaşadık, ders almadık. Almıyoruz! Deprem öldürmez, çürük binalar öldürür, diyor uzmanlar. Deprem gerçeği ile yaşamak! Aynı büyüklükteki depremler bizde büyük yıkımlara, can kayıplarına, derin acılara neden oluyor da Japonya’da niçin olmuyor? Tevfik Fikret’in 1895 yılında İstanbul’da meydana gelen büyük depremle ilgili kaleme aldığı “ZELZELE” şiirden bir bölümüne önce aslıyla sonra sadeleştirilmiş haliyle yer vererek yazıyı noktalamak istiyorum.
….
Ki hep sinirli ve hummalı hastalar gibi yer
Birden
İçin için ve uzun
Bir ihtilâc ile çırpındı, kırdı, yıktı… Keder
Ve korku yüzleri soldurdu; evler, aileler
Birer döküntü; kalanlar bütün ezik, kurada;
Bir inkisâr-ı huşu’ en şerefli başlarda,
Minareler bile ser-be-zemin.
Beşer bir sadme-i mes’ûma böyle uğrar da
Biraz tenebbüh eder.
Biraz tenebbüh için bin belâ… Ne ders-i haşin!
Şiirin sadeleştirilmiş hali:

Sanki sinirli ve ateşli hastalar gibi yer
Birden
İçin için ve uzun
Bir sarsıntıyla çırpındı, kırdı, yıktı… Kaygı
Ve korku soldurdu yüzleri; evler, aileler
Birer döküntü oldu; kalanlar hep ezik, yıkık;
Korkuyla boyun eğme en onurlu başlarda,
Minareler bile
Yerle bir.
İnsan böyle uğursuz bir vuruşla karşılaşınca
Birazcık uyanır.
Biraz uyanmak için bin belâ… Ne kaba ders!

Ya “deprem öldürmez çürük binalar öldürür” gerçeği ile yüzleşip ülkemizi depremlere dayanıklı binalarla bayındır edeceğiz ya da her büyük deprem sonrası büyük kayıplar, acılar, üzüntüler yaşayacağız. Tercih bizim. Ülkemize geçmiş olsun; milletimizin başı sağ olsun.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.