DOLAR 31,2222
EURO 33,8756
ALTIN 2.045,03
BIST 9.100,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 14°C
Açık
Giresun
14°C
Açık
Per 14°C
Cum 16°C
Cts 14°C
Paz 11°C

ÇİÇEKLERİN DİLİ

19.09.2022
58
A+
A-

Dil, insanlığa özgü, kendine has kuralları olan konuşarak, yazarak anlaşma aracıdır. Önce sözlü doğmuştur, sonra sesler harflere dönüşmüş, harfler alfabeye, alfabe yazıya… Bu yolla, binlerce yıllık bilgi ve kültür birikimi günümüze ulaşabilmiş. Yalnızca insanların mı dili vardır? Hayır! Hayvanların da bitkilerin de, dağların, derelerin, ovaların, yaylaların da, yıldızların da kısacası yeryüzünün de gökyüzünün de bir dili vardır. Konuşan tek varlık insandır.
Sözü çiçeklere getirmek istiyorum. Güzeldir çiçekler. Hem estetik bir görünümleri vardır hem hoş kokuları, renkleri. Duygu tellerini titretirler. Bir ilgi ortalığıdır (merkez) her bir çiçek. Arılar, böcekler, kuşlar usaresini almak için konarlar çiçekten çiçeğe. İnsanlar okşarlar, severler, koklarlar…
Çiçekler hayranlık duygusunu alevlendirir; sevgi pınarlarını coşturur. Her bir çiçek ayrı bir sevgi dilidir. Evlerde, bahçelerde, yollarda, kırlarda çiçek… Bahçemizdeki manolya baharla birlikte çiçeğe durunca, bembeyaz görüntüsü hoş kokusu ile ilgiyi, sevgiyi üzerine çeker. Manolya çok özel bir ağaçtır; çiçeği de çok özeldir. Manolya üzerine şiir yazılmış; beste yapılmış… Güftesi ve bestesi Zeki Müren’e ait olan “Manolyam” adlı kürdilihicazkâr şarkı her aklıma geldiğinde sözleri ruhumu titretir, ezgisi kulağımı çınlatır:
Uzun yıllar bekledim, hakikat oldu rüyam
Koklamaya kıyamam, benim güzel manolyam

Nazlı çiçeğimsin sen, sevdana dayanamam
Koklamaya kıyamam, benim güzel manolyam
Evet, manolya gibi diğer hoş çiçekler de koklamaya doyulmaz, koparmaya kıyılmaz. Çiçekler bir simgedir şiirde. Gül yüzün simgesidir, sümbül saçın, nergis gözün… Bütünsel bakıldığında çiçekler sevginin ve sevgilinin dilidir. Manolya ile sevgili arasında ilgi kurulmuş dizelerde. Sevgili, eğretileme yoluyla manolyaya benzetilmiş. Böylece sevgiliye verilen önem, duyulan sevgi ve sevda, beslenen hayranlık bu nadide çiçek üzerinden etkileyici bir dille anlatılmıştır.
Ünlü şair Ahmet Haşim, şarap dolu kadehi renk olarak güle, görünutü olarak laleye benzetmenin yanıltıcı olduğunu dile getirir ve sözü aşka bağlar, Piyale (kadeh) adlı şiirinde:
Zannetme ki güldür, ne de lale,
Âteş doludur, tutma yanarsın,
Karşında şu gülgûn piyale…
İçmişti Fuzûlî bu alevden,
Düşmüştü bu iksîr ile Mecnûn
Şi’rin sana anlattığı hâle…

Yanmakta bu sâgardan içenler,
Doldurmuş onunçün şeb-i aşkı,
Baştanbaşa efgân ile nâle…
Âteş doludur, tutma yanarsın,
Karşında şu gülgûn piyale…
Ateş dolu kadeh aşkın simgesidir, şiirde. Divan şiirinin ünlü şairi Fuzûlî, bu alevden içmiş ve Leyla vü Mecnun mesnevisini yazmıştır. Bu duygulu, içli mesnevide, Mecnun’un Leyla’ya duyduğu aşktan ilahi aşka yükselişi anlatılır. Bu kadehten içenler aşk ateşi ile yanmakta geceleri ağlamakla, figan etmekle geçirmektedir.
Orhan Murat Arıburnu, lale çiçeğinin albenili, hoş, estetik, etkileyici görüntüsünden yola çıkarak “Lalelim” adlı şiiri kaleme alır:
Lalelim
Laleli’de oturur
Laleli lale olur lalelimden.

Laleli’den geçilir
Lalelimden geçilmez!
Bahçesinde bodurundan tutun da bir sarmaşık gibi ağacın tepesine uzanan renk renk güller; setlerde benek benek çiçekler… Gün boyu çiçeklerle uğraşır Ahmet Kaçar. Gülleri budar, temizler; toprağını çapaladığı içekleri koklar, okşar. Dahası güllerle, çiçeklerle konuşur. Gülleriyle, çiçekleriyle dosttur, arkadaştır, sırdaştır. Güllerin, çiçeklerin farklı bir dili olduğunu söyler, Kaçar. Biz bakışarak, koklaşarak, sevişerek anlaşırız, der. Çiçeklerle, çiçeklerin rengiyle, kokusuyla duygusal bağlar kurar. Çiçeklerle ilgili öyküler kurgular. Bunlarla da yetinmez, çiçeklerle arasındaki gizli dili dizelere döker:
Karanfil koyda mehtap
Şebboy seherin rengi
Kır çiçeği menekşe
Gecenin derin rengi

Kaynanadili tuhaf
Hanımelleri çok saf
Nergis bahçede sabah
Süsen kalplerin rengi

Lale âşıklar dili
Zambak sadık sevgili
Gül yanında dikili
Sümbül kaderin rengi

Hercainin gülüşü
Ayçiçeğinin düşü
Itırın öpülüşü
Güzel tenlerin rengi…
Bir Sivas türküsünde, “benden âlâ çiçek var mı?” söylemi eşliğinde, çiçekler, birbirine üstünlük kurma yarışına giren âşıklar gibi atışırlar:
Çiğdem der ki ben elayım
Yiğit başına belayım
Hepisinden ben âlâyım
Benden âlâ çiçek var mı?

Lale der ki behey Tanrı
Neden benim boynum eğri
Yardan ayrı düştüm gayrı
Benden âlâ çiçek var mı?

Sümbül der ki boynum uzun
Yapraklarım düzüm düzüm
Beni ak gerdana dizin
Benden âlâ çiçek var mı?

Gül der ki yanım diken
Çoktur bana gönül çeken
Sayılamaz ekip diken
Benden âlâ çiçek var mı?
Çiğdem yiğidin başına bela olduğunu söyler, lale yârden ayrı düştüğünü dile getirir. Sümbül ak gerdana dizilmek ister, gül gönül verenlerinin çok olduğuna vurgu yapar. Güllerin, çiçeklerin dili dediğimiz budur. Her biri nadide bir sevgilidir. Nazlıdır, nazdır, sevgidir güller, çiçekler; biraz da kıskançtırlar. Konuşurlar, atışırlar, yarışırlar…
Çiçekler sevginin dilidir. Zarafet, nezaket, naziklik, incelik… Güzellik, estetik, aşk adına ne ararsan çiçeklerde… Yalnızca dış dünyamızda değil, iç dünyamızda da çiçeklerin izi, etkisi söz konusudur. Çiçeklerden hoşlanmayan, etkilenmeyen insan var mıdır? Sanmıyorum. Varsa da… Bazen bir çiçek, bazen çiçekler, güller sıcak hâlesine çeker beni. Duygusal anlar yaşarım. Duygulanırım. Ya bir pınar olur akarım ya da bir ırmak olur coşarım. İşte böyle bir anımda, dizelere dökmek isterim duygularımı. Ben böyleyim işte. Güller, çiçekler… Ve duygusal dizeler… Bilmem başarabildim mi?
ÇİÇEKLER
Kimleri yaktı bunca
Nergis, lale, sümbül, gül…
Sevda alev alınca
Tutuştu onca gönül…

Her biri hoş bir koku, her birinde ayrı dil,
Papatya, susam, şebboy, orkide ve karanfil…
Cana can katar göbekleri,
Yüreğe düşer yaprakları, benekleri…
Her birinde bin cilve; her birinde bin eda…
Her biri süzgün bakış, her birinde aşk, sevda.

Geceleri yıldızları tarayan gözler,
Duygulu, içli, umutlu, albenili nice sözler…
Hep sizin için çiçekler,
Hep sizin için bunca emekler…
Siz değil misiniz ki
Bir simge, bir imge, bir algı ötesi aşk…
Nice tutuşan canlar,
Nice hâlenize düşen insanlar,
Sizin için acı çeker, sizin için düşler kurar, sizin için yanar, ağlar…
Güzellik sizde, sevgi sizde, haz sizde, naz sizde
Renk renk, koku koku, duygu duygu çiçekler…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.