DOLAR 31,2235
EURO 33,9111
ALTIN 2.044,34
BIST 9.138,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 14°C
Açık
Giresun
14°C
Açık
Per 14°C
Cum 16°C
Cts 14°C
Paz 11°C

GÖRELE’DE KURULAN SALI PAZARLARI

06.12.2022
72
A+
A-

Ünlü şair Yahya Kemal Beyatlı’nın “Geçmiş Yaz” şiirinde yer alan “Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin / Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde” dizeleri beni geçmiş gecelerden alıp geçmiş zamanlara taşır. Zaman aynasının derinlerinde eski Görele salı pazarlarının renkli, ışıltılı, albenili yansımalarını…
Bahar, güz, yaz, kış… Görele’de her salı pazar kurulur. Her salı sabahın erken saatlerinde, pazara akın akın insanlar gelir; yakın – uzak köylerden, beldelerden… Birkaç saat içinde çarşı dolar taşar. Alış-verişlerin ötesinde umuttur, sevgidir, sevdadır, özlemdir, kavuşmadır, kucaklaşmadır Görele’de salı günü kurulan pazarlar. Arıları, kelebekleri, böcekleri nasıl kendine çekerse mis kokulu çiçekler; işte, öyle insanları kendine çeker Görele salı pazarları. Bu yönüyle çiçeklere benzetirim, Görele pazarını. Çiçeklerin nasıl kendine özgü görüntüsü, rengi, kokusu varsa Görele’de kurulan salı pazarlarının da öyle kendine özgü görüntüsü, rengi, kokusu vardır.
Yine sonbaharın son günleri… Yazın sıcak günleri geride kaldı. Hava gün gün daha da soğuyor. Güneş, bulutların arasından bir çıkıyor, bir kayboluyor. Çiseli, yağmurlu, esintili günler geliverdi. Yapraklar, sararıp solmamak; dallardan düşmemek için direniyor. Yağmurun etkisinden olacak çimenler, otlar daha da uzuyor. Deniz bir iki gün durgunlaşsa da sert rüzgârların hız verdiği iri, deli dolu dalgalar kıyıları dövüyor… Yine salı günleri geliyor. Daha gün ışımadan kalkıyorum, salı sabahları. Meydana bakan evimin balkonuna çıkıyorum. Hava soğuk. Kadınlar birer ikişer pazara geliyorlar. Önlerindeki sergide köyden getirdikleri güz sebzeleri, güz meyveleri… Lahana, armut, elma, marul, maydanoz, kabak, mandalina, ceviz; yayıktan yeni çıkmış tereyağı, süt, pekmez… Eski pazarları anımsıyorum. Şimdi kurulan salı pazarları eskiye göre oldukça yavan. Birazdan gün ışıyacak. Dondurmacılar yerini alacak; taze balıklar tezgâhlara taşınacak, manavlar kepenklerini açacak, sergiler kurulacak… Yavaş yavaş meydan dolacak, caddeler şenlenecek.
Ne yazık ki çocukluk ve gençlik yıllarımda hayran hayran seyrettiğim körüklü ateşle ısıttığı kap kaçaklara kalay atarak beyaz pamukla ovan kalaycılar yok artık! Kalaylanacak kap kaçak da! Bolu Beyi’ne meydan okuyan Köroğlu, “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” der ya hani; önce alüminyum sonra emaye tabak, tava, tencere, güğüm, çaydanlık, ibrik icat olalı beri bakır tabakların, tavaların, tencerelerin, güğümlerin, çaydanlıkların, ibriklerin pabucu dama atıldı.
Zil, kelek, incik-boncuk satan pazarcılar da yok; yün çorabı, saciyek, eşün, maşa satan pazarcılar da… Fır fır yanan ördek sobaları anımsayan var mı? Süslü sandıklarının önünde yan yana oturup müşteri bekleyen ayakkabı boyacıları da yok! Onlardan yadigâr bir atma türkü kaldı usumda:
Görele çarşısında
Yan yana boyacılar
Gülüm koydun içime
Derin derin acılar…
Geleneksel pazardan çekildi boyacılar. Kırık dökük sandıkla dolaşan bir iki ayakkabı boyacısına rastlıyorum yazları. Ne acı değil mi? Bir de destancılar vardı. Bir doğal afetin, felaketin, yıkımın sıkıntılarını, acısını anlatan bir bilemedin iki sayfaya sığdırılmış destansı şiirleri yürek burkan sesi ile okuya okuya caddede, pazarda dolaşarak satmaya çalışan destancılar da yok artık! İzleri çocukluk yıllarımda kaldı…
Hafta içi evlerinde yaptıkları birbirinden güzel selek, sepet ve hararları satan köylüler de yok artık! Bu geleneği yaşatmaya çalışan tanıdık bir yüz, bir yiğit, elinde kalan üç beş harar, şelek ve sepeti elden çıkarmak için her salı, meydanın köşesinde müşteri bekliyor. Bakan çok, alan yok! Belendiğimiz, anamızın ninnilerle, sallandıkça halkalarından çıkan tatlı şıngırtılarla mışıl mışıl uyuduğumuz beşikler de yok! Oysaki o beşikler değil miydi bizi el bebek gül bebek büyüten… Yıllar önce yazdığım beşik konulu şiirimi, yeniden anımsıyorum. Gözlerim doluyor…
Sallandık da şıngır mıngır
Beşiklerde büyüdük biz
Ninnilerle tıngır mıngır
Beşiklerde büyüdük biz
….
Bir salı sabahı, yine duygulandım, yine hareketli, canlı eski Görele pazarlara daldım… Ve içimin coşkusunu, yüreğimin sesini döktüm, dizelere… Görele Pazarı adlı şiirin öyküsüydü bu. Paylaşmak istedim.
Sırtında şelek,
Elinde külek
Keşanlı, peştamallı kadınlar
Daha kuşluk vakti
Uzak – yakın
Köylerden yollara düşerler akın akın…
Salı günleri Görele’de
Pazar kurulur.

İğne atsan yere düşmez yazları
Salaş altında yan yana, önlü arkalı
Köylü kadınlar
Şeleklerinde, sergilerinde turfanda sebzeler, meyveler…

Bakışlar ışık,
Eller ımık,
Umut aydınlık,
Yoğurt pazarında, kömür pazarında ya da yağ pazarında…
Yüz yüze, sırt sırta, el ele, can cana
Bir insan seli, bir insan seli…

Bağırışlar, çağırışlar, koşturmalar; büyük harfli konuşmalar,
Göğe ağan sıcak uğultular…
Buzlu küfelerin içinde dönen silindir bakır kazanlarda
Kepçeledikçe aklaşan dondurmalar…
Taburelerde çay tadında koyulaşan sohbetler…

Gözlerde deniz,
Yüzlerde gök,
Kalplerde dağ, dere, yayla, vadi…
Çiçek kokulu, gül kokulu, gönül kokulu
Çocuklar, delikanlılar, genç kızlar, gelinler…
Sakalı ak dedeler; ince, uzun neneler,
Alışveriş telaşında
Görele pazarında…

Sergiler kurulmuş, tezgâhlar açılmış; boyacılar, kalaycılar, kasaplar…
Tıklım tıklım pazar, insan insan cadde…
Bir düğün, bir şenlik, bir güzellik, bir güzellik!..
Anlatılmaz, yaşanmalı derler ya
İşte öyle
Her salı Görele…
Öyle ki “Ah Görele Görele / Geçmem konaklarından / O benim sevdiğimin / Öpsem yanak-larından” sözleriyle coşkuyu, duyguyu doruklara çıkaran horan türküsünü dinlerken bir yandan da Görele’de kurulan eski salı pazarları düşünürüm. Horan gibi hareketli, türkü gibi coşkuluydu, eski salı pazarları…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.