DOLAR 9,2652
EURO 10,7372
ALTIN 525,33
BIST 1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 16°C
Kuvvetli Sağanak
Giresun
16°C
Kuvvetli Sağanak
Sal 15°C
Çar 14°C
Per 17°C
Cum 21°C

MANİNİN BİZDEKİ KARŞILIĞI ATMA YA DA YAKMA TÜRKÜ

27.09.2021
13
A+
A-

Arapçama’na(معنى) ( sözcüğünün Farsça söyleniş biçimidir, mani. Manalı, anlamlı, dokunaklı söz demektir. Yörelere göre değişik söylenişleri ve adları vardır. Urfa’da kadınların söylediği manilere meani, erkeklerin söylediği manilere hoyrat denilir. Irak Kerkük Türklerindeki adı da yine hoyrat, ya da horyattır.   İç ve Batı Anadolu’da adı mani, Erzurum ve Artvin yöresinde meni; Azerbaycan’da bayati, mahnı adını alır…

Dörtlüklerle kurulan manilerin, Doğu Karadeniz’deki adı,  atma türküdür. Yer yer bu manilere yakma türkü de denilir. Daha doğrusu bu yörede hiç kimse mani kavramını kullanmaz. Genellikle yedili hece ölçüsü üzerine oturtulur maniler; (a, a, x, a)uyak düzenine göre kurgulanır.

Manilerin bir özelliği de kaynak kişisi yoktur.  Söyleyeni, yakanı, atanı bilinmez. Doğaçlama söylenerek ortaya çıkmıştır. Anonimdir.

Konularına ve yapılarına göre değişik adlar alır. Fal, sevda, ayrılık, özlem, ramazan manileri, manilerin konusuyla ilgili; düz, kesik (eksik), yedekli (arık) ve cinaslı maniler, manilerin yapısıyla ilgili aldıkları adlardır. Manilerin özü, omurgası dört dizeden oluşan düz ya da tam manilerdir:

Maşrapanın kalayı,

Kızlar çeker halayı,

Allah için söyleyin,

Var mı aşkın kolayı.

Yapı yönüyle diğer türler düz maniden doğmuştur. İlk dizesi hece sayısı yönünden diğer dizelerden az olan manilere kesik (eksik); dize sayısı dörtten fazla olan manilere yedekli (arık) mani denir.

Böyle bağlar

Yar başın böyle bağlar

Gül açmaz bülbül ötmez

Yıkılsın böyle bağlar

                Dörtlük, hem kesik hem de cinaslı maniye güzel birörnektir. İlk dizesi yedili hece ölçüsünden az olduğundan kesik (eksik) manidir; ikinci ve dördüncü dizelerindeki  “bağlar” sözcüğü sırasıyla bağlamak ve bağ, bahçe anlamlarına geldiği için cinaslıdır. Bir manzume yedekli (artık) mani olduğu gibi hem kesik(eksik) hem de cinaslı mani olabilir:

Ağlarım çağlar gibi

Derdim var dağlar gibi

Ciğerden yaralıyım

Gülerim sağlar gibi

Her gelen bir gül ister

Sahipsiz bağlar gibi

Altı dizeden oluşan bu manzume, yedekli(artık) manidir.  Bu tür maniler, ilk dizesi eksik söylenip kısaltılarak kolaylıkla kesik (eksik) maniye dönüşebilir. Aynı maninin ilk dizesi eksik söylenerek yedekli (artık) maniye dönüştürülebilinir:  Ağlarım /Ağlarım çağlar gibi /Derdim var dağlar gibi /Ciğerden yaralıyım / Gülerim sağlar gibi. Bir anlamda “ağlarım” sözcüğü kurgulanan manide “ayak” görevi üstlenmiş olur. Aşağıdaki manide yer alan “karaca” sözcüğü de böyle bir anahtar sözcük görevi üstlenmiştir:

Karaca

Aldım aşkın tüfeğin

Vurdum bir kaç karaca

Dünyada bir yâr sevdim

Kaşı gözü karaca

Ayrıca âşık atışmalarında, “ayak verme”  çok önemlidir. Âşıklar atışırken rakibini alt etmek için, rakiplerine işlenmesi zor ayak vermeyi yeğlerler. Âşık Reyhanî ile Âşık Gülhanî atışırlar. Önce Reyhanî başlar: Sevdiğimin hanesinde oturdum / El, ayak, tas, tabak dördü bir yerde /  Getirdi önüme sofrayı koydu /  Süt, şeker, bal, kaymak dördü bir yerde.  Gülhanî, aynı üslupla aynı incelikte karşılık verir: Sevdiğimin bahçesine uğradım / Ağaç, kök, dal, yaprak dördü bir yerde / Gezdim bahçesini ben adım adım / Kil, kesek, taş, toprak dördü bir yerde… Ayak yani uyak üzerine kurgulanan bu hoş atışmalar iki ozandan biri tıkanana değin süregider.

                Bizde maninin karşılığı atma ya da yakma türküdür. Uyak dizilişi yönüyle Anadolu manileriyle hem benzerlik hem de ayrılık gösterirler:

Ama türkü atarım

Yüreğini yakarım

Eski çarıklarımı

Boğazına takarım

 

Duman aldı bürüdü

Garannuk dereleri

Getdi yârim gurbete

Tükenmez seneleri.

                İlk atma türkü (a, a, x, a) uyak düzeni ile Anadolu manilerine benzerken ikinci atma türkü  (a, b, x. b) uyak düzeni ile Anadolu manilerinden ayrılır. İkinci atma türküdeki bu uyak dizilişi Doğu Karadeniz yöresine özgü atma ya da yakma türkülerde sıklıkla görülen bir özelliktir. Üç dizeden iki dizeye indirgenen uyaklı söylem, atma ya da yakma türkü söylemeyi kolaylaştırır, bir anlamda.

Doğu Karadeniz yöresi, atma ya da yakma türkü (mani) yönünden çok varsıldır. Ottan yaprağa, çiçekten böceğe; çiseden yağmura; ağaçtan kuşa; dereden dağa, yaylaya doğal güzellikler sıcak bir dil olur, yansır atma/yakma türkülere…  Örnek mi? Düzdüğüm türküleri / Yazdım ota, yaprağa / Yârimi benden alan / Girsin kara toprağa; Bu yıl da erken açtı / Yaylalarda çiçekler / Yârinden ayrı kalan / Her gün yolunu bekler…

Atma/yakma türkülerin ilk iki dizesi uyak hazırlayıcıdır. Söylenmek istenen ileti son iki dizededir. Ayağında çorabın / Püsgülleri örmeden / Allah alma canımı / Ben o yâri görmeden; Yaylanın çimeninde / Yayılıyu guzular / İki göz iki çeşme / Yârim beni arzular

Atma ya da yakma türküler her ne kadar aynı anlama gelse de aralarında ince çizgili bir ayrım söz konusudur. Atma türkülerin konuları geniş, yakma türkülerin konusu dardır. Aşk, sevda, özlem, gurbet, ayrılık vb. değişik konularla ilgili doğaçlama atma ürküler yakılırken yakma türküler daha çok aşk, sevda üzerine söylenir.

Koynundan dereler, çaylar akan derin vadilerden,  dik yamaçlardan, dağlardan oluşan güzel olduğu kadar çetin, zor bir arazi yapısı vardır, Doğu Karadeniz’in. İnsanı da bu arazi yapısına benzer. Çabuk, hareketli, aceleci, birden öfkelenen, kısa sürede sakinleşen, esprili, nüktedan; kendisi ile dalga geçebilen… Özellikle hırsı ile sevgisi; öfkesi ile övgüsü atma türkülere yansımıştır. Bu yönüyle şaşırtıcıdır da… Sevdiği kızı vermeyen babasına, hoş olmayan bir dille sitem eder, delikanlı:

Kız babanın başını

Balta ile kazırım

Atsın seni kapıya

Ben kapıda hazırım

                Kız, evlenmek istemediği delikanlıya sert bir dille öfkesini kusar:

Çitimi çit ederim

Ucunu fit ederim

Senin gibi oğlanı

Kapıma it ederim

                Kocasını bırakıp sevdiğine kaçan kadın öyküleri; ya da evli kadına göz koyan erkek öyküleri duyarız zaman zaman. Şaşırırız. Hoş görmeyiz, kızarız, öfkeleniriz; ayıplarız, kınarız böyle kadınları, erkekleri… Dahası toplum içinde barındırmaz, dışlar, böyle tipleri.  Ne var ki bu çarpık gönül ilişkisi,  atma türkülerde kolayca boy gösterir:  Yılana vuru gibi / Vur da öldür gocanı!

Adına dolandığım

Sen mi verdin bu canı

Yılana vurur gibi

Vur da öldür gocanı…

                 İnsan yaşlansa da beli bükülse de “gönül kocamaz” diye güzel bir söylem var, dilimizde.  Bir başka atma türküde, bu söyleme ince bir tariz, iğneleme vardır:

Horanı depmeyile

Horan yeri düz olmaz

İpek fistan giymeyle

Gocakarı gız olmaz

                Doğu Karadeniz’in insan odaklı atma/yakma türküleri, balını doğadan alır. Sevgisini, aşkının, özleminin, kıskançlığının hamuru insanının yüreğinde yoğrulur. Dile gelir atma/yakma türkü olur… Daha ileri gider kemençenin telinde ezgi, kemençecinin dilinde türkü olur… İşte somut bir örnek:

Duman aldı dağları

Yol bulup aşamadım

Kapattı yollarımı

Yâre kavuşamadım

 

Yaylaların deresi

Ne de güzel akıyor

Aşkın ateş değil de

Niçin beni yakıyor

                Adı mani, hoyrat, bayati, atma/yakma türkü! Hepsi aynı pınardan süzülen duru su! Hepsi için dışa vurumu; insan gönlünün iz düşümü,  gözgüsü…  Yıldızlara benzetirim her bir maniyi. Geceleri gökyüzünün nokta nokta kandillerine… Maniler kırsalda can buldu; kente göz kırptı. “İstanbul’un kızları / Pencerede gözleri / İnanmayın onlara / Boyalıdır yüzleri” dizelerinde dile getirilen İstanbul manisi ve diğer İstanbul manileri bundan güzeldir. Kırsalda yaşam var oldukça halk daha nice içli, duygulu maniler düzecek…

Sonuçta maniler yüreğin sesidir.  Manilere kulak vermek insanı anlamaktır bir bakıma.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
20 Eylül 2021
14 Eylül 2021
6 Eylül 2021
31 Ağustos 2021
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.