DOLAR 32,3706
EURO 34,4686
ALTIN 2.467,84
BIST 9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 15°C
Az Bulutlu
Giresun
15°C
Az Bulutlu
Cts 15°C
Paz 18°C
Pts 22°C
Sal 25°C

EYNESİL’DE ÇAY (1)

25.04.2022
87
A+
A-

Çocukluğumda, bizim evlerde çay içilmezdi.
Kahvaltımızı daha çok yoğurtlu ayranla yapardık.
Merak edenler için yazayım; büyükçe bir bakır tasa, önce yoğurt koyar, üzerine mısır ekmeği doğrardık.
Onun da üzerine ayran koyup, tahta kaşıkla karıştırdık mı, olurdu sana yoğurtlu ayran…
Ondan sonra da hep birlikte çalardık tahta kaşıkları…
Çay moda olup yaygınlaşınca, yoğurtlu ayranı unuttuk gitti…
Şimdiki gençler anımsamazlar ama, ben içtiğim ilk çayı anımsıyorum.
Konuklar gelmişti…
Anam, galiba Zonguldak yıllarından kalma bir çinko demliğe, o zamanlar ne olduğunu bilmediğim bir miktar çay atıp, üzerine übrükte kaynayan sudan koyup kapağını kapattı…
Odadaki herkes çay uzmanı kesilmişti…
Ben de konuşulanları bir kenardan merakla dinliyordum…
Bir zaman sonra çaylar, irili ufaklı bardaklara doldurulup, birer ikişer kaşık şeker koyulduktan sonra afiyetle içilmeye başlandı…
Çayın kokusu çok hoşuma gitmişti…
Büyükler birer ikişer bardak çaylarını içtikten sonra sıra bize geldi…
Anam, biten demi aşlayarak birer bardak da bize verdi…
Şekeri bol olduğu için zevkle içtik…
Şimdi düşünüyorum da; o gece, bizim çay diye içtiğimiz ılık su, çay kokulu şeker şerbetiydi…
Şimdiki gençler yoğurtlu ayranı bilmedikleri gibi, ilk içtikleri çayları da doğal olarak anımsayamazlar…
Çünkü; onlar, dünyaya gözlerini açtıktan sora, sabahları çay kahvaltıları yaparak büyüdüler…
Ülkemizde çayın öyküsü oldukça uzun olsa da çayın öyküsünü kısaca,
“İktisat Vekaleti temsicisi Zihni Derin, 1923 yılında Rize’nin Müftü Mahallesi’ndeki bir bahçede ilk çayı yetiştirdi. 1937 yılında basit bir imalathanede çay üretti. Daha sonra kendi adı verilen ilk çay fabrikası 1947’de üretime geçti.” biçiminde özetleyebiliriz.
Zihni Derin’le başlayan çay tarımı, ekonomik olarak, önce Rize’de yetiştirilmeye başlandı ve daha sonra da giderek batıya doğru yaygınlaştı…
Çay tarımının ekonomik olarak yapıldığı yerlerden birisi de Eynesil ilçesidir.
Rize bölgesinde hızla yaygınlaşan çay, ilk zamanlar, bazı Eynesilli vatandaşlar tarafından,
bahçelerin kenarlarında hobi olarak yetiştirildi…
Aileler bu çayları ilkel yollarla kurutarak çay ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlardı…
Babamın amcası Hacı Ahmet Çoban’da bunlardan biriydi.
Kuruttuğu çaylardan bize de verirdi.
Çay kurutulurken acı suyu iyice çıkarılmadığı için olsa gerek, o çaylar biraz acı olurdu…
1970’lerden sonra mısır tarlaları ve fındık bahçeleri giderek çay bahçelerine dönüştü.
Çay para etmeye başlayınca, ilk zamanlar çay ekmek istemeyen insanlar da giderek bahçelerini çaylığa dönüştürmeye başladılar…
Hatta ormanlar kesilerek çaylık durumuna getirildi…
Artık çay Eynesil halkının hayatına girmişti…
Çay işi iyiydi de, üretim arttıkça, çay üreticileri alım yerlerinde sorunlar yaşamaya başladılar…
Bu sıkıntılar yaşanırken, 1978 yılı baharıydı galiba,
Gümrük Tekel Bakanı Tuncay Mataracı Eynesil’e geldi…
Bakan da Eynesil halkına çay fabrikası sözü verdi…
Fakat hükümetin ömrü kısa sürünce fabrika işi yattı.
Daha sonra Kenan Evren’in darbesi oldu. Seçimden sonra Turgut Özal başbakan oldu…
Bu dönemde üreticiler, çay verirken daha çok zorluklar yaşamaya başladı…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.