GÖRELE KALESİNİN TOPA TUTULMASI (2 )
- yüzyılın başlarında düzenlenen bu belgelerden Görele çevresinde yaşayan çoğunluğu Çepni olan bazı eşkıyaların, geniş bir çevrede yağmacılık ve soygunculuk yaptıkları anlaşılmaktadır…
Bu dönem onlarca yıl sürmüştür…
Bütün bu olaylar olurken Görele nam-ı diğer Yavabolu önemli bir idari merkezdir.
Başında yöneticileri vardır…
15-24 Nisan 1733 tarihli bel ise, Görele’den göçen eşkıyaların Kürtün’e yerleşerek eşkıyalığa devam eden ve çevre halkının şikâyetleri üzerine eski yerlerine yerleştirilmelerinin istenmesine ilişkindir.
Görele kalesinin topa tutulmasına neden olan olaylar, farklı yerlerde farklı şekillerde anlatılmaktadır.
Önce bunları görelim:
1-Görele Tarihi kitabının yazarı Mustafa Aslan’ın söylediğine göre, Görele Tarihi topa tutulmasına varacak kadar büyüyen isyan, Görele kalesindeki depolarda emanete bırakılan iki yüz okka şeker olduğunu öğrenen Çavuşlu Beyliden Kirk-oğulları, Çavuşlu Yeni Köyden Polat-oğulları ve Mürteza-oğulları ailelerinden eşkıyalar, kaledeki emanetçiyle işbirliği yaparak kaleyi basarlar.
O tarihlerde kale hâkimi Üçün-cü-oğlu Ömer Paşanın yeğeni Mehmet Beydir.
Kale eşkıyaların eline geçer ve giderek olaylar büyür…
Şikâyet üzerine, I. Mahmud’un fermanına dayanılarak kale ve çevresi 1729 yılında topa tutularak yerle bir edilir…
2-Aynı konuda Görele Kaymakamlığı1939 tarihinde, Giresun valiliğine yazdığı bir yazıdaki anlatılanlar:
”Görele Burnu ile Dizgine deresi arasında bulunan bu belde sakinlerinden bazı derebeylerinin halka karşı zalimane hareketlerinden dolayı, bu kasaba hükümetçe top ateşine tutulmak suretiyle harap edilerek, garbindeki Elevi pazarı merkezine nakledilmiştir.
Elyevün bu mevkide(Görele) ismini taşımakta olan bu kasabada başka değişiklik olmamıştır” şeklindedir.
Görüldüğü gibi dönemin kaymakamlığı, konuyu fazla ciddiye almamış ve baştan savma bir cevapla işi geçiştirtmeyi seçmiştir.
3-1945-1946 eğitim öğretim döneminde Görele Ortaokulu’nun çıkardığı dergide konu ile ilgili iki söylenti aktarılmaktadır:
A-Üçüncü-oğlu Ömer Paşa’nın akrabası Görele Voyvodası Mehmet Bey’in Trabzon’da bulunduğu bir sırada, birkaç çapkın bunu fırsat bilerek, konağın haremine taş atmıştır. Mehmet bey’e bu olay Trabzon dönüşünde anlatılmış, O da bu kırk delikanlıyı buldurmuş ve arkalarına mısır sapı yükletip ateşe verdirmiştir.
Olay kendisine iletildiğinde Ömer Paşa hiç oralı olmayınca halk, yedi kişilik bir heyeti padişaha göndermiştir.
Heyeti dinleyen padişah, gazaba gelerek ve Mehmet Bey’in korunması ihtimalini de düşünerek, gerek Mehmet bey’in gerekse, Ömer Paşa’nın yakalanması için ”Kapak” adı verilen üç harp gemisini Görele’ye gönderir.
Harp gemileri Görele Burnu’nda durur ve Mehmet Bey’in teslim olmasını ister.
Zaten kuşkulu olan Mehmet Bey, donanmayı karşılamak için gereken tertibatı almış ve kaleyi iyice tahkim etmiştir.
Teslim ol teklifi ret edilince donanma şehri topa tutarak yakar.
Padişahın gazabına uğrayan bir memlekette oturmak, o günün düşünüşüne göre, padişah o memleketi telin etmiş olması manasına geldiğinden halk oranın imarına cesaret edememiştir.
Bu suretle halk Elegü Deresi’ne izafeten Elegü denen yere gelip yerleşmiştir.
