DOLAR 32,2359
EURO 34,9838
ALTIN 2.424,71
BIST 10.712,91
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 20°C
Az Bulutlu
Giresun
20°C
Az Bulutlu
Cts 20°C
Paz 18°C
Pts 18°C
Sal 20°C

GÖZCEK

10.01.2023
80
A+
A-

Görele kırsal ağızı ile ilgili yaklaşık kırk yıldır sürdürdüğüm derlemelerimi, araştırmalarımı, birikimlerimi kitaba dönüştürmek için kolları sıvadığımda, ‘açıklamalı sözlük, ses özellikleri ve örnek metinler’ alt başlıklarından oluşan ve Arı Sanat Yayınevi’nden çıkan “Görele Kırsal Ağızı” adlı kitabım, Eylül 2022 ve Aralık 2022 tarihlerinde iki kez okuyucularla buluştu.
Çocukluk, gençlik yıllarımda sıkça duyduğum “Parayı veren düdüğü çalar!” söylemi günümüzde daha da geçerli. Kitap çıkarmak sonuçta, maddi kaynakla, bir anlamda para ile ilgili. Manevi hazzının yanında bir de maddi bedeli var. Bu maddi bedeli, iki kez aştık. İlkinde Görele Belediyesi’nin katkıları vardı, ikincisinde Görele Dernekler Federasyonu’nun. Hem Görele Belediyesi’ne hem de Görele Dernekler Federasyonu’na müteşekkirim.
Kitapta, günümüzde unutulmuş ya da unutulmaya yüz tutmuş onlarca sözcük yer aldı. Görele kırsal ağızının haritasını çıkardım ya da fotoğrafını çektim desem; abartı olur mu bilmem. Kitabın sayfalarında “aldak, annak, bayak, dıldıbız, eldeç, garagulak, gözcek, hopçin, hozan, kıltik, oyrak, önmek, papara, salaş, şıbbadak, takaç, takaman, ufra, yadanlık, yaldıracak, zıpçuk” vb. onlarca unutulmuş ya da unutulmaya yüz tutmuş sözcük… Her birinin ayrı bir öyküsü var. Her biri zamanla olgunlaşan halk kültürünün önemli bir halkası.
Her daim dile getiriyorum. Doğduğum, büyüdüğüm, eğitim aldığım, görev yaptığım Görele benim için çok değerli. Deresinde çimdim, denizinde yüzdüm, dağlarında gezdim, tarlasını kazdım, odun ettim, inek güttüm, fındık döşürdüm… Görele benim için sevgi, aşk, özlem, umut… Yokuşlarında terledim, inişlerinde serinledim; yağmurda ıslandım… Sisinde, dumanında, karında, rüzgârında, güneşinde göz izim, gönül sızım var.
Sabahı, günü, akşamı, gecesi bir başka güzeldir Görele’nin; bir başka hoş, hoşluk… Kimileri için huzurlu bir limandır, kimileri için sıcak bir kucak. İnsanın içine damla damla düşer, Görele. Gönüllere türkü söyletir, yüreklere şiir yazdırır. Görele üzerine söylenmiş işte, onlarca türkü; işte, onlarca şiir… Baharı, denizi, yağmuru, güneşi, gün batımı, kızaran ufukları, yıldızlı geceleri ile bir başkadır, inadına güzeldir Görele. Âşık Dertli’nin unutamadığım bir koşması vardır, aşk üzerine: “Şarab-ı lâlinde ne keyfiyet var / Söyletir efsane efsane beni… Evet, kımızı şarabın, yani aşkın öyle bir etkisi vardır ki bunu içen Dertli efsane efsane efsane söylenmeye başlar. İşte böyle duygulu bir anımda, Görele, gönül tellerimi titretti; beni, efsane efsane söyletti. Yalın, sıcak, içli duygularım dörtlüklerde dile geldi:

Baharda çiçeklerle, güllerle süslenince
Yeşillere bürünüp şairce hislenince
Duygulu yüreklere yağmurla seslenince
Bir başkasın Görele’m inadına güzelsin

Deniz gün batımında hayallere dalınca
Ak kanatlı martılar havada çoğalınca
Her ânını yaşarken ayrı bir tat alınca
Bir başkasın Görele’m inadına güzelsin

Gökkuşağı dereden dağlara hat çekince
Tepelerin üstüne koyu bir sis çökünce
Çiçeklenen dalların küsüp boyun bükünce
Bir başkasın Görele’m inadına güzelsin

Kızaran ufuklarda güneş sönüp solunca
Huzur dolu geceye ay misafir olunca
Nokta nokta yıldızlar gökyüzüne dolunca
Bir başkasın Görele’m inadına güzelsin
Hangimiz için şiir tadında değildir, Görele? Musiki pınarı, duygu denizi şair, bestekâr, öğretmen Fethi Karamahmutoğlu, “Sık sık buluşurdu yeşille yağmur / Güneşin buluta küstüğü yerde / Ardından bin bir renk, umut dolu nur / Başım gibi sevdalı tepelerde” dizeleriyle seslenir, Görele’ye… Yeşil, yağmur, bulut; renk, ışık, umut ve aşk! Bunlardan daha iyi, daha güzel, daha duygulu anlatmak mümkün mü Görele’yi? Ünlü ressamlar Hamit Görele’ye ve Burhan Temel’e esin kaynağı değil midir Görele? Onlarca tabloda Görele’ye özgü yeşilin, yağmurun, bulutun; renklerin, ışıkların, umudun ve aşkların fırça izleri yok mu? Kemençelerinin tellerinde ezgi, Tuzcuoğlu’nin, Karaman’ın, Piçoğlu’nun dillerinde türkü değil midir Görele? Horanda hareket, tarlada, bahçede bereket değil midir?
Kırsal ağız ile ilgili çalışmalarımda bana güç katan, beni araştırmaya, incelemeye yönlendiren; içime ferahlık veren, gözüme ışık tutan doyumsuz doğal güzellikleriyle, kırsaldaki ağızıyla (dil), renkli gelenek ve görenekleriyle, folkloruyla, engin kültürüyle, iz bırakan insanlarıyla her daim, beynimdedir, ruhumdadır, kalbimdedir Görele. Kuşkusuz derin bir sevgidir, bitmez bir tutku.
Gözcek, Görele kırsal ağızında, gözlük anlamında kullanılan çok eski bir sözcük. Yaşlanınca göz bozulur. İğneye iplik takmakta güçlük çekilir. Gözü iyi göremeyen kimi varsıl yaşlılar satın aldıkları camlı çerçeveyle bakmışlar dış dünyaya. Daha iyi görmüşler, daha iyi okumuşlar, yazmışlar. Gözü gibi korudukları bu alete, gözcek demişler.
Göz ad (isim) soylu kök bir sözcüktür. Buna “-cek” eki getirilerek türetilmiş, gözcek. Bu ekle (-cak /-cek / -cık / -cik…) türetilen birçok sözcük var: Küçük- cek (küçücük); ev-cik; yavru-cuk; tosun-cuk… Addan(isim) ad yapan bu ekle türetilen bazı sözcükler, sevgi ve merhamet duyguları uyandırırlar. Minik kuş; küçücük çocuk; incecik dal…
Sonuçta dil ile dili konuşan arasında sıkı, sıcak bir ilişki vardır. Halk, sözcük türetmede ve türettiği sözcüğü kullanmada daima sağduyulu davranmış. Diline, yaşantısına, kültürüne uygun olmayan hiçbir sözcüğe yüz vermemiş. Gözcek, halkın diline, yaşantısına, kültürüne uygun bir sözcüktür. Ne yazık ki zaman içinde gözlük ile girdiği yarışı kaybetmiş ve unutulmuştur. Bu kitapta, gözcek gibi artık kullanılmayan, unutulan sözcükler de bulacaksınız.
Göz, işlek bir sözcüktür. Köküne getirilen eklerle birçok sözcük türetilmiştir: Gözgü, gözlük, gözcü, gözlem, güzel… Çok sık kullandığımız güzel sözcüğü de göz sözcüğünden türetilmiş. Göze iyi, hoş görünen anlamında kullanılan bu sözcük, zaman içerisinde ilk hecesindeki “ö” sesinin “ü” sesine dönüşmesiyle güzel olmuş. Genç kızın yüreğini katarak sabırla, sevgiyle örüp çeyiz yaptığı bir dantel gibi özenle, sabırla, sevgiyle örer “güzel” kavramını halk ozanı Şeref Taşlıova: Arzu iplik, sevgi nakış / Ördükçe güzel görünür / Gönül gözü ile bakış / Gördükçe güzel görünür. Güzel ve güzellik üzerine kurgulanmış dörtlük. Okudukça sevgi, hayranlık duyguları alevleniyor… Neler söylenmemiş ki güzel üzerine… Karacoğlan “Ben güzele güzel demem / Güzel benim olmayınca” diye çalıp çağırırken, Âşık Veysel “Güzelliğin on par(a)etmez / Bu bendeki aşk olmasa” diye çalıp çağırmış…
Bu kök sözcüğe, “-gü” eki getirilerek Eski Anadolu Türkçesinde, gözgü türetilmiş. Yunus Emre, gözgü sözcüğüne yer vermiş şiirinde: “Dost sûreti gözgü durur bakan kendü yüzin görür / Gelsün o kendüsüz gelen ben râzumı ana direm”… Bizde yaşamıyor ama Azerbaycan Türkçesinde gözgü sözcüğünü kullanılmakta. Osmanlı döneminde gözgü yerine Farsça kökenli ayna(âyine) ya da Arapça kökenli mirât sözcüğü yeğlenmiş. Nedim, “Niçin sık sık bakarsın öyle mirât-ı mücellâya / Meğer sen dahi kendi hüsnüne hayrân mısın kâfir?” beytinde, “parlak aynaya niçin çok sık bakıyorsun? Ey kâfir (sevgili), sen de mi kendi güzelliğine hayransın” diye seslenir, sevgiliye.
Dil, uçsuz bucaksız bir kültür deryasıdır. Dilin yöresel zenginliği olan ağızlar bu deryaya su taşıyan ırmaklardır. Göz sözcüğünden türetilen gözcek örneğinde olduğu gibi ağız ırmağa düşen her sözcük, sizi alır götürür dil deryasına… Orada hem gözcek vardır hem gözgü hem diğerleri… Elinizi uzatsanız tutarsınız. Yüreğinizi katsanız susarsınız. Sonuçta, dil deryasında yol alan bir yelkenli gibi özgür, umutlu ve mutlu olursunuz. Dil bir anlaşma aracı olduğu gibi bir sevda aracıdır da… Sözcükler üzerinden yola çıktığınızda gideceğiniz yer bilginizle, birikiminizle, kültürünüzle ilgilidir. Ne kadar bilginiz, birikiminiz, kültürünüz varsa yolunuz o kadar uzar… Ağızlar da öyledir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.