DOLAR 9,2885
EURO 10,7576
ALTIN 528,05
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 16°C
Kuvvetli Sağanak
Giresun
16°C
Kuvvetli Sağanak
Sal 15°C
Çar 14°C
Per 17°C
Cum 21°C

YAŞANMIŞ ÖYKÜLER

28.06.2021
26
A+
A-

Bu yazımda yıllar önce yaşadığım ve unutamadığım ilginç iki olayı anlatmaya çalışacağım.

Bazılarınıza uydurma gelse de bizzat yaşadığım olaylardır.

Benzerleri sizin de başınıza gelmiş olabilir…

Şimdi bu öyküler de nereden çıktı, diye sormayın, aklıma geldi anlatıyorum işte.

Okuyun ve keyf almaya bakın.

Neyinize gerek sizin, elin iki keçisi ile beş koyunu!

Yıllar önce bir akşamüzeri, mahalleden iki arkadaşımla birlikte buluştuk, bu akşam ne yapabilirizin planını yapmak için, Eynesil’in tek caddesinde volta atmaya başladık.

O zamanlar Eynesil şimdikinden çok çok daha küçüktü…

Arkadaşımız, Eynesil – Giresun arasında dolmuş şoförlüğü yapıyordu.

İyi de bir şofördü.

Öbür arkadaş, Görele’ye gidelim, oradaki masraflar benden, dedi…

Dönüş sıkıntılı olabilirdi ama gençlik işte, ben varım, dedim.

Şoför arkadaşımız, ben de varım ama, motor su kaynattı, araba ustada, dedi…

Bunları söylerken, açık içki de verilen tekel bayisinin önünden geçiyorduk…

Sokak lambaları bozuk olduğu içinde tekel bayinin önü oldukça karanlıktı.

Nasıl oldu bilemedik, sol tarafımızda bir adam belirdi ve sert bir sesle, demek öyle, demek muhtar su kaynattı ha, diye bizi azarlamaya başladı…

Bir köyümüzün çok iyi tanıdığımız ve o kadar da değerli muhtarı bir abimizdi…

Küfür etmese de ağır sözler söylüyordu.

Afallamıştık…

O arada, sesi duyan tekel bayisinin sahibi dışarı çıkmıştı, ne oluyor, diye sordu.

Abi, ne olduğunu biz de anlamadık, muhtar aniden yolumuza çıktı, bizi haşlamaya başladı…

Muhtar iyice sarhoştu; duvarın dibine su döküyordum, beni görünce, muhtar su kaynatmış, diye dalga geçtiler, dedi.

Muhtarım, öyle bir şey söylemedik, dedikse de üsteliyordu…

O arada şoför olan arkadaş, abi sen benim, motor su kaynattı, sözümü yanlış anladın galiba, deyince hepimizde jeton düştü.

Durumu kavrayan tekel bayisinin sahibi, gel muhtar, ben sana olayı anlatırım, diyerek, muhtarı yanımızdan alıp içeri götürdü.

Bize de eğlenmek için, iyi bir konu çıkmıştı…

Aklıma geldikçe hala gülüyorum…

Motor su kaynattı>Muhtar su kaynattı…

Oluyor işte.

Buna benzer bir olay daha yaşadık ki o daha da ilginç.

Sanırım bir çarşamba günüydü…

Köyden gelen halamın çocukları ile bizim ağdutun altında oturuyorduk.

Halamın oğlu, bir gün önce mahallelerinde yaşanan bir olayı anlatıyordu.

O arada yoldan geçmekte olan bir kadın, durup bize bağırmaya ve ağır hakaretler etmeye başladı.

Ne olduğunu anlayamamıştık.

O gürültüye dışarı çıkan anam, merakla, ne oluyor burada, dedi.

Bilmiyoruz, dedik.

Kadın hala, bağırıp çağırıyordu.

Anam kadın yanına yaklaşıp, ne olduğunu sordu.

Kadın bizi göstererek; bu piçler, bana, bu gece bize gel, dediler, dedi.

Biz öyle bir şey dememiştik. Zaten öyle bir şey söyleyecek yaşta da değildik.

Biz, öyle bir şey söylemedik, desek de o, söylediler, diye üsteliyordu…

Anam, bize dönüp, siz ne konuşuyordunuz, diye sordu.

Biz de; halamo, komşuları Behice teyzenin tavuklarını dün gece, çakallar yemiş de, onu anlatıyordu, dedik.

Anam kadına dönüp, acaba sen, Behice lafını, bu gece, anlayıpta, sana laf attıklarını mı sandın, diye sordu.

Bizi de dinleyen kadın, konuşulanları yanlış anladığının farkına vararak, anamın sorusuna, ah bacım, kocam yeni öldü, ben bu alınganlıkla denenleri yanlış anlamışım galiba, dedi mahcup bir şekilde…

Çocuktuk ama, kadının düştüğü durumunu anlayacak durumdaydık…

Anam onu evin kapısına çağırdı ve içeri geçip halamın gönderdiği bir ilistir çal kirazı bize getirdi…

İşi tatlıya bağlamıştık.

Behice bize gel! >Bu gece bize gel!

Olur mu olur.

O zaman bir dörtlük ile bağlayalım:

“Evlerinin önünde,

Samanlık mereği var.

Lafı ters anlamanın,

Acep ne gereği var.”

Udu herhalde.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.